DOKUZ KUMALAK DOKUZ KORGOL MANGALA

26/6/2009 - Almanya'daki Mangala oyunu

Kategori: Mangala

BOHNENSPIEL ( MANGALA)*

 

Fasulye oyunu, Mangala oyunları ailesine ait olan eski bir tahta oyunudur. Aynı zamanda bu kavram Almanya’da, tamamen farklı Mangala çeşitlerinin tür adı olarak da kullanılır.

Tarihçe

Asıl “Fasulye Oyunu” ilk olarak oyun papazı Fritz Jahn tarafından  Eski Alman Oyunları (1917) kitabında yazılmıştır. Burada, 1908 yılında o zamanlar Rusya’nın egemenliği altındaki Estonya’da bulunan Kardis’e yaptığı ve Baron Stackel’in büyük çiftliğini ziyaret ettiği geziden bahsetmiştir. Orijinallerinin günümüze kadar Sankt Petersburg’ta Eremitage’de ( dünyanın en büyük ve önemli sanat müzelerinden biri) ve Çar’ın Kış Sarayı’nda  (Winterpalais) saklandığı fasulye oyununda kullanılan tahtaların taklitlerini orada bulmuştur. Orijinal tahta, İran Şah’ının, (tahminen Muhammed Ağa) Anhalt- Zerbst prensliğinin kızı Çar Katharina’ya (Katharina die Große)  hediyesiydi ( Hükümdarlık dönemi 1762-1796). Fasulye oyunu, Jahn tarafından almanca konuşulan bölgelerde ve bütün sınıflarda popüler olana kadar, alman-baltık ve Prusyalı soylu ailelere yayıldı. Jahn yetişkin eğitimi amaçlarını takip etti. İşçi birliği oluşturmak ve Anavatan Kadınlar Birliği’yle olan ilişkilerini kullanarak da I. Dünya Savaşı’nda yaralanan askerileri eğitmek istiyordu.

Bir diğeri büyük bir tahtanın yarısında oynanan Alman Fasulye Oyunu olarak bilinirken, Jahn tarafından söylenmiş olan çeşidi Baltık Fasulye Oyunu ya da Kardis Fasulye Oyunu olarak da bilinir.

 Alman İmparatorluğu’nda ilk olarak bir mangala oyunundan 1699’da Rob Judolf bahsetmiştir. Weikersheim Sarayı’nda Bad Mergentheim’da 1709 yılından beri meşe odunundan yapılan iki oyun tahtası bulunmaktadır. Bunlar sanatkâr bir aile olan Sommer’in barok tarzında ürettikleri masalardır. Ama maalesef ki Weikersheim’ın Mangala kuralları yok olmuş gibi görünüyor. Bunlar Almanya’da Mangala’nın en eski kanıtlarıdır. İlk Mangala Oyunlarının Avrupa’ya Haçlı Seferleri’nden dönen bir şövalye tarafından getirildiği de tahmin edilmektedir. Fakat bu tez için hiçbir bilimsel belge bulunmamaktadır.

Oyun kuralları incelendiğinde, fasulye oyunun Arabistan’da ve Asya’nın merkezinde oynanan Mangala Oyununa benzerlik gösterdiği ortaya konmuştur. Bu, oyunun tarihi kökeniyle de gayet güzel uyuşuyor. Siyah Afrika’da oynanan Mangala Oyunu’na olan benzerliği ise çok daha önceden tesadüfen ortaya çıkmıştır.

19. yüzyılda Fasulye Oyunu’nun geleneksel olarak yayıldığı ana bölgeler, Baltık ülkeleri, Doğu-Batı Prusya ve Pomeranya’dır. 1917’den itibaren oyun, alman soylu ailelerin Ocak Devrimi’nden sonra katledilmesi, sürülmesi ve istimlak edilmesi yüzünden yok olmuştur. Eski Doğu Almanya’da 1945’ten sonra oyun, alman halkının sürülmesinden sonra varlığını sürdürememiştir. Önceki Alman Cumhuriyeti’nde, Fasulye Oyunu’nu geniş kapsamlı bir şekilde anlatan bir sürü oyun kitabı piyasaya sürülmüştür. İlk oyun 1962’de Dresden’li Go-Pionier Bruno tarafından ortaya çıkarılmıştır.

Günümüzde internette de birçok Fasulye Oyunu programı bulunmaktadır.

 

Oyun Kuralları

Malzemeler

Fasulye Oyunu iki çukur sırasından oluşur. Her bir sıra 6 çukurdan meydana gelir. Bunun dışında her iki sıranın da sonunda, toplanılan fasulyelerin konulduğu bir define çukuru bulunmaktadır. Her oyuncu tahtanın üzerinde kendi tarafında 6 tane çukura sahiptir ve onun sağında da define çukuru vardır. Oyun taşı olarak da 72 tane fasulye kullanılır.

Hazırlanış

Oyunun başında her oyun çukurunda 6 tane fasulye bulunur.

Çekişler

Her çekişte oyuncu kendi çukurlarından birini boşaltır ve sonra da içindeki taşları saat ibresinin ters yönünde sıradaki çukurlara birer birer paylaştırır. Böylece fasulyeler oyuncunun önce kendi çukurunda sonra da karşı tarafın çukurunda toplanmış olur. Taşlar dağıtılırken define çukuru boş geçilir.

Vuruşlar

Eğer ki son fasulye bir çukuru 2,4 veya 6 fasulyeyle doldurursa, son dağıtılan fasulyeler de dahil bütün içindekiler alınır. Alınan fasulyeler oyuncunun define çukuruna konulur. Bu hem kendi tarafında hem de karşı tarafınkiyle çekilebilir.

Oyuncular

Bir oyuncu artık taş çekemiyorsa -yani tüm çukurları boşsa- oyun biter. Tahtanın üzerinde kalan fasulyeler, kendi tarafında bulunan oyuncunun olur. Her oyuncu rakibinden daha çok fasulye toplamaya çalışır. Toplamda 72 fasulye olduğu için, 37’si oyunu kazanan tarafa verilir. Eğer oyuncular 36 fasulye toplarlarsa oyun berabere biter.

Sayma

Oyunu not ederken, çukurlar 1’den 12’ye kadar art arda sayılır. Bu durumda da 1’den 6’ya kadar olan çukurlar oyuna başlayacak olan oyuncunun tarafına konulur.

*Bu yazı aşağıdaki web sitesinin tercümesidir:
http://de.wikipedia.org/wiki/Bohnenspiel

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/6/2009 - KUYTULAMA

 Kastamonu Seydiler Yukarı Arslanlı Mahallesinden 1984 doğmulu Sabri Öztürk anlattı:
Çocukluğunda 7-8 yaşlarında kuytulama, kuyulama veya kuyu adlarıyla (hangisinin öncelikli olarak kullanıldığını hatırlamıyor) oynanan bir oyun oynadığını, oyunun 5-6 kuyu ile, iki kişiyle oynandığını, kendi kuyularından aldığı taşları sırayla kendi kuyusuna ve rakibinin kuyusuna dağıttığını, taşların belli bir kuyuda toplanmaya çalışıldığını, o kuyuda taşları toplayanın oyunu kazandığını hatırlıyor.

Bu oyunu Seydiler'de halen oynayan, bilen varsa lütfen oyun hakkında bize ayrıntılı bilgi versin:
arslan.kucukyildiz@trt.net.tr
Halkbilimcilerimiz, meraklılar bu oyunu, adını, nasıl oynandığını, oyunda kullanılan adları vesaireyi derlerlerse Türk Kültürüne büyük bir katkı sağlamış olurlar.
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/6/2009 - Kazakistan'da Dokuz Kumalak yarışması yapıldı (6-10 Haziran 2009)

Kategori: Dokuz Kumalak

Sayın Ziyaretçilerimiz,
Doç. Dr. İsmail Çalışkan Beyden çok güzel haberler aldım, sizlerle paylaşmak istiyorum.
Saygılarımla.
Arslan Küçükyıldız

Merhaba,
Sizlerle daha önceki yazışmalarımızda Kazakistan'da Dokuz Kumalak yarışmasına Türkiye adına katılacağımı bildirmiş ve sizlerden bilgi almıştım. Kazakistan Dokuz Kumalak Federasyonu'nun organizasyonu ile 6-10 Haziran 2009 tarihleri arasında Kızılorda şehrinde 13. Uluslararası Dokuz Kumalak Yarışması yapıldı. Açılışta yaptığım konuşmanın metnini ekte (aşağıda) gönderiyorum (Bazı ilave yazılar, bilgiler ve resimler de var). Türkiye'deki gelişmeler oldukça heyecanla karşılandı, Serdar Asaf ve Emine Selin Ceyhan'ın gönderdiği minyatürlerin çıktısını aldım ve konuşmamda gösterdim. Sanırım en büyük ilgiyi onlar çekti. Sizlerin selamlarınızı ilettim, bir çok kimsenin sizlere selamı var. Bu arada Türkiye adına birlikte katıldığım arkadaş Adem Asalıoğlu ve ben de orada oyuncu olark Dokuz Kumalak oynadık. Yarışmada elli takım yani yüz kişi oynadı. Kazakistan, Türkiye dahil sekiz ülkeden katılım oldu. Birinciliği halen federasyon başkanı ve dünya şampiyonu Maksat Şotayev kazandı, ona bir araba hediye edildi.
Tekrar bana göstermiş olduğunuz ilgi ve verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
selamlar

Doç. Dr. İsmail Çalışkan
-Cumhuriyet Üniv. İlahiyat Fakültesi, Tefsir Anabilim Dalı, Sivas
-Ahmet Yesevi Ün. Hukuk Fakültesi, Felsefe ve Dintanu (İlahiyat) Bölümü, Türkistan/KAZAKİSTAN
cep: 0077022525560

TÜRKİYE’DE DOKUZ KUMALAK

Doç. Dr. İsmail Çalışkan

Ahmet Yesevi Ü. Hukuk Fakültesi, Felsefe ve Dintanu Böl., Türkistan

icalis@cumhuriyet.edu.tr

 

Halkların gücü, tarihin derinliklerinden getirdikleri kültür ögelerinden kaynaklanır. Geçmişimizin en değerli miraslarından birisi olan Dokuz Kumalak Oyunu bunlardan birisidir. O, Orta Asya’da ortaya çıkmış olmakla beraber artık bütün dünyanın severek oynadığı bir oyun haline gelmektedir. Sözü fazla uzatmadan Türkiye’deki Dokuz Kumalak ile ilgili faaliyetleri kısaca özetlemek istiyorum.

Bu oyun Türkiye’de çok fazla bilinmemekle birlikte son otuz yıl içinde hakkında epey bir araştırma yapılmıştır. Bu konudaki ilk bilgiler, Türk kültüründe oyunları araştıran Prof. Dr. Metin And (1927-1 Ekim 2008)’ın araştırmalarında vardır. O bu ve benzeri oyunların kökenini ve dünyanın değişik yerlerinde rastlanan benzer oyunları geniş bir şekilde incelemiştir.[1]

Fakat Abdulvahap Kara ve Arslan Küçükyıldız’ın yeni araştırmaları konuyu daha derin ve geniş bir biçimde ele almaktadır. Buna göre Dokuz Kumalak Oyunu bir Türk oyunu olup yaklaşık dört bin yıl önce ilk defa çobanlar tarafından oynanmıştır.[2] Türkler gittikleri her yere bu oyunu götürmüş ve zamanla dünyanın birçok yerinde değişik şekillerde oynanmaya devam etmiştir. Türkiye’de yirmiye yakın isimle (dokuz taş, mangala, kale, kale alma, kale göçürme, çukur, mele, mele kayası, kuyu vb.) biliniyor ve 1970’li yıllara kadar oynanıyordu. Fakat modern hayatın gelişmesi ve şehirleşme onun unutulmasına neden olmuştur. Bu konudaki bazı verileri aktaralım. Bu oyun halen Gaziantep’te Mangala adıyla, Sivas’ta da Güç Oyunu adıyla[3] oynanmaya devam ediyor. Şahısların anlattığından edindiğimiz bilgilere göre Ankara civarında Dokuz Kumalak’ın benzeri oyun vardır. O sekizer taşla iki oyuncu ile oynanıyor. Tamamını öğrenemesek de bildiğimiz kadarıyla iki oyuncu (muhtemelen altı tane) kuyulara koydukları taşları istedikleri yöne dağıtıyor, en son taşın geldiği kuyunun karşısındaki kuyudaki taşları alıyor.[4] Bu oyunun 1908 yılında bölgeye gelen Kırım Tatarları için kurulmuş olan Sakarya (önceki adı Tırnaksız) köyünde oynanan On Sekiz Taş Oyunu ile aynı olma ihtimali yüksektir. Yöreye de Tatarlar aracılığıyla yayılmış olabilir. Bir başka oyun da Sekiz Kuyulu Taş denilen oyundur. 2 kişi ve 16 şar 16 şar paylaştırılmak üzere toplam 32 taşla oynanan oyunda oyuncular önlerine karşılıklı 4 er çukur kazar ve her çukurun içinde 4 taş yerleştirir. Kura ile seçilen oyuncu başlamaya hak kazanır. Başlayan oyuncu kendine ait çukurlardan 4 taş alır istediği çukurdan başlayarak sırayla her çukura birer taş koyar. Diğer oyuncu da aynı eylemi tekrarlar. Bu taş yerleştirme esnasında kendi çukurunda 1 taş bırakmayı başaran oyuncu karşısındaki diğer oyuncunun çukurundaki bütün taşları almaya hak kazanır. Rakibin taşlarını toplamayı başaran oyuncu kazanır.

Yine yakın zamana kadar Tokat’ın Turhal ilçesinde[5] Dokuz Kuyu adıyla bir oyun oynanıyordu. Aynen Dokuz Kumalak’ta olduğu gibi, karşılıklı altı kuyu açılır, her birinin içine dokuz adet taş koyulurdu. Oyunun devamı Dokuz Kumalak’ta olduğu gibiydi. Ama şimdilerde orada da pek oynanmaz olmuş.

Türkiye’de araştırmalar genişletilirse daha birçok yerde farklı biçimleriyle de olsa rastlanacaktır. Hemen hatırlatalım ülkemizde şahsen benim de oynadığım dokuz taş diye bir oyun vardır. O, iki oyuncunun sadece dokuzar taşla (toplam onsekiz taş) oynadığı bir oyundur. Burada bizim oyunlarımızın neden dokuz sayısı ile şekillendiğini merak ettiğimi belirtmek isterim. Çünkü bu iki oyunun dışında daha birçok oyunda dokuz sayısı vardır.

Bu arada iki yıldır üç genç araştırmacı, 2010 yılında İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti olması dolayısıyla bir Dokuz Kumalak tanıtım çalışması başlattılar. Onlar, Osmanlılar hakkında bir çalışma yapıyorlardı. Çalışmaları sırasında İstanbul kahvehanelerini tasvir eden iki belgede mangala ya da Dokuz Kumalak oyunu tasvirini tespit etmişlerdir. Aşağıda sunduğumuz iki belge şöyledir: Topkapı sarayı kütüphanesinde 367-1 numarası ile kayıtlı 1582 tarihli Surname-i Humayun da kahvehane alayının geçiş töreninde mangala oynayanlar görülmektedir. Ayrıca 16. Yüzyıla ait kahvehaneyi tasvir eden tek resimli belge niteliğindeki aslı Chester Beatty (İrlanda/Dublin) kütüphanesinde olan kahvehane minyatüründe de mangala oynayanlar açıkça görülmektedir. Onlara göre Kazakistan’da Dokuz Kumalak adıyla oynanan bu oyun, Anadolu’da Osmanlı’dan beri Mangala adıyla oynanmaktadır. Bir kısmını Kazakistan Dokuz Kumalak Federasyonu’na da gönderdikleri bu belgelere göre, mangala İstanbul'da 48 taş ve iki sıra halinde 6'şardan toplam 12 çukur ile bu taşların konulacağı 2 hazneden oluşan oyun tahtasında oynanmaktadır. Ayrıca onlar, bu oyun için tarih boyu geliştirilmiş olan kuralları bir araya  toplayarak bir oyun tahtası da tasarlamışlardır. Nitekim tasarlanan bu tahtadan Kazakistan Dokuz Kumalak Federasyonu’na da göndermişlerdir.

Şimdi bu üç arkadaş mangalayı Türkiye’de yaygınlaştırmak için çalışıyorlar. Bu amaçla araştırma gurubu ve bir organizasyon kurmuşlardır. Onlar araştırmalarını en kısa zamanda sonuçlandırmayı planlıyorlar. Çalışma bitince sonuçlarını kamuoyu ile paylaşacaklar. Yine çalışma bittikten sonra başlangıçta İstanbul’daki kahvehanelere toplam 1000 adet mangala oyun tahtasını ücretsiz olarak dağıtacaklar ve mangala hakkında kahvehane müşterilerini uzman ekip eşliğinde bilgilendirip oyunun yaygınlaşmasına çalışacaklar.

Bu araştırma ekibinin bir diğer hedefi, mangalayı gelecek yıl dünyaya tanıtmaktır. Bilindiği gibi 2010’da İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olması nedeniyle dünya çapında birçok toplantı, sergi, fuar, yarışma vs. yapılacak. İşte bu üç araştırmacı, 2010 yılında İstanbul’da yapılacak olan fuar ve sergilerde Mangala’yı ya da Dokuz Kumalak’ı hem Türkiye’ye hem de başka ülkelere tanıtacaklardır. Zaten Kazakistan Dokuz Kumalak Federasyonu 2012 yılında İstanbul’da Dokuz Kumalak’ı tanıtmak için seminer ve yarışmalar düzenlemeyi planlamaktadır. Dileriz şekilde yarışmalar ve tanıtım en güzel yapılır.

Ankara’da TRT’de dış yayınlar müdürü olan Arslan Küçükyıldız ise, kurduğu özel internet sitesinde Türkiye’ye ve bütün dünyaya Dokuz Kumalak oyununu tanıtıyor, destek veriyor, seminer düzenliyor. Çalışmaları daha organize biçimde yürütebilmek için bu oyunla ilgilenenlerle bir dernek kumaya da çalışıyor.

Yukarıda bahsi geçen şahısları burada tanıyanların olduğunu biliyorum. Kendileri ile bir iki gün önce görüştüm, hepsi de araştırmalarına devam ediyor. Başta Türkiye olmak üzere bütün dünyada yaygınlaşması için aktif çalışmalar yürütüyorlar. Sizlere de çok çok selamları var. Ayrıca bilgilerini bizimle paylaştıkları için huzurlarınızda onlara teşekkür etmek istiyorum. Onlar bu oyunu sadece kişisel zevkleri için öğrenmiyorlar; onu, sadece bir eğlence aracı olarak da görmüyorlar. Çünkü Dokuz Kumalak, dünyada bilinen en iyi zeka oyunlarından birisidir. O iyi bir matematik zekayı ve strateji maharetini gerektirmektedir.

Eğer faaliyetler devam ederse gelecekte Türkiye’de de bu oyunun yarışmaları yapılabilecektir. Böylece sayın Kazakistan 9 Kumalak Federasyonu Başkanı ve dünya şampiyon Maksat Şotayev’in hayali de gerçekleşmiş olacaktır. Umarız onun ve Arslan Küçükyıldız’ın Ankara ve İstanbul’da yapmayı planladıkları yarışma bir an önce yapılır.

Tekrar burada yarışacak arkadaşlarıma başarılar diler, hepinize saygılar sunarım.

 



[1] Metin And’ın şu eserlerine bakılabilir: “Çocuk Oyunlarının Kültürümüzdeki Yeri ve Önemi”, Ulusal Kültür Dergisi, Nisan 1979, s. 4, Ankara; Oyun ve Büyü, İstanbul 1974 (Kitabın yeni baskısı: Oyun ve Bügü –Türk Kültüründe Oyun Kavramı, Yapı Kredi Yayınları, 1. Bas., 2003.

[2] Bu konuda en geniş tanıtıcı makaleyi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Ü. Öğretim üyesi Doç. Dr. Abdulvahap Kara yazmıştır: “Dört Bin Yıllık Zeka ve Strateji Oyunu Dokuz Kumalak (Dokuz Taş)”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, Eylül 2007.

[3] Bilgi için yukarıdaki makale ve şu internet adresine bakınız: http://mangala.blogcu.com

       Yaptığımız araştırmada Sivas’ta Güç Oyunu adıyla bir oyuna henüz rastlayamadık. Ancak Sivas’ta çocuk oyunlarını araştıran ve yakında Sivas Çocuk Oyunları adlı kitabı yayınlanacak olan sayın Doğan Kaya hocamız bize Sekiz Kuyulu Taş adlı oyunun benzerliğinden bahsetti. Kitapta tanıtıldığı şekliyle oyun kısaca şöyle oynanıyor: 2 kişi ile oynanır. Her oyuncunun elinde 32 taş vardır. Her oyuncu kendi önüne 4 çukur kazar ve her çukurun içinde 4 taş yerleştirir. Oyuna başlayacak oyuncu kura ile belirlenir. Bu oyuncu kendine ait çukurlardan 4 taş alır, istediği çukurdan başlayarak sırayla her çukura 1 er taş koyar. Diğer oyuncu da aynısını tekrarlar. Bu taş yerleştirme esnasında kendi çukurunda 1 taş bırakmayı başaran oyuncu, karşısındaki diğer oyuncunun çukurundaki bütün taşları almaya hak kazanır. Rakibin taşlarını toplamayı başaran oyuncu oyunu kazanır.

[4] Mesela Cem Üstün, Polatlı, Haziran 2009.

[5] Kaynak kişi Bülent Şen (A.Yesevi Ü. Öğr.İşl.Daire Bşk, Haziran 2009.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/12/2008 - KARAHANLILAR DÖNEMİ (840 – 1041) DOKUZ KUMALAK OYUN TAŞI

Kategori: Dokuz Korgol

KARAHANLILARIN BAŞKENTİ BALASAGUN ŞEHRİ HARABELERİNDE BULUNAN BİN YILLIK BİR DOKUZ KUMALAK OYUN TAŞI
(BURANA MÜZESİ/KIRGIZİSTAN/ARSLAN KÜÇÜKYILDIZ ARŞİVİ /30 EYLÜL 2008)
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/12/2008 - MELLE ( MELE, BEŞTAŞ ) OYUNU

Kategori: Melle

MELLE OYUNU

Mustafa DİNÇER- Eflani/Karabük 0.505.7125139

        Karabük ve çevresinde kitle iletişim araçları yaygın olmadan önce sınırlı bir çevrede oynanan bir oyundur. Oyun herkes tarafından bilinmemektedir. MELLE oyunu, orta yaşı geçmiş bazı kişiler tarafından bilinmektedir. Özellikle hayvanlarını otlaklara getiren küçük çocukların arasında yere çukurlar kazılarak ve bu çukurların içine taşlar yerleştirilerek oynanmaktadır. Oyun oldukça basit ve zekâ gerektiren bir oyundur.

        Oyun için 3 ile 8 arasında karşılıklı çukur kazılır. Genellikle beş çukur kazılarak oynanmaktadır. Bu yüzden oyuna beş taş adı da verilmektedir. Çukurların her birine beş tane taş konulur. Oyuna başlayacak kişi, para atılarak yazı tura gelmesiyle ya da yassı bir taşın bir tarafı ıslatılarak kuru veya yaş gelmesiyle seçilir. Oyuna başlayan kişi, istediği herhangi bir çukurdan başlama hakkına sahiptir. Çukurdan eline aldığı beş taşla (taş alınan çukura taş konulmaz) sırasıyla her çukura bir tane taş koyar. Bu şekilde sıra karşı tarafa geçesiye kadar devam eder. Tek taş kaldığı zaman karşıdaki tüm taşları kendi önüne koyar. Oyun bittiğinde taşlar toplanır. En çok taşı galip, en az taşı olan oyunu mağlup tamamlar.

         Köy yaşantısının baskın olduğu yerlerde hâkim olan bir oyundur. Oyun herkes tarafından bilinmemektedir. Büyükbaş hayvancılıkla uğraşanların çocuklari arasında oynanmaktadır. Kız çocuklari oyunu boncukla oynamaktadır. Oyun sonunda, taşlar bittikten sonra tekrar oyuna başlanır. Oyun doğrudan toprakla temas edilerek oynanır. Taşlar yerden toplanmaktadır. Oyunu annem 40 yıldır oynamamış. 40 yıl önce oynadığı bir oyunu hatırlaması ilginçtir. Zeka gerektirdiği için insanların aklında kalması da bir başka noktadır. Teknolojik araçların yaygınlaşması, sürekli  kırdan kente göçler, oyunun herkes tarafından bilinirliğini etkilemektedir. Günümüzde mele oynayan, diğer bir adıyla beş taş oynayan çok az kişi kalmıştır. Ben bu oyunu oynayana rastlayamadım.

Kaynak Kişi: Fatma Dinçer (Annem) 44 yaşında (Beş yaşında iken oynamış)

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

4000 YILLIK BİR TÜRK OYUNUNU YENİDEN CANLANDIRMAK İSTEYENLERİN YERİ

Kategoriler

  • Amen
  • Damalı Taş
  • Dokuz Korgol
  • Dokuz Kumalak
  • Geviş
  • Kuyu
  • Kuyucuk
  • Mancala
  • Mangala
  • Mede Gayası
  • Melle
  • Oyun
  • Padem
  • Sekiz Kuyulu Taş
  • Sülük Oyunu
  • Tarih
  • Taş Göçürme
  • Ütük Kütük
  • Arkadaşlarım