« Önceki | Sonraki »

1/7/2008

PADEM OYUNU

        Erkek çocukların oynadığı bir oyundur. Bademle oynanır. Herkes belli sayıda badem alır.Yere oyuncular kadar sıralı çukur açılır. Belli bir atışma yeri işaretlenir. Herkes tek tek avucuna belli sayıda bademi alıp çukura atar.Anlaşmaya göre ya en çok sayıda, yahut da çift sayıda bademi çukura atan ebe olur. Çukurların başında durur. Diğerleri bademleri atmaya devam ederler, iler atışta yine anlaşmaya göre ya çukur dışında kalan badem kadar alır, yahut da tek atmışsa o bademler kadar badem öder. Oyun böylece devam eder. Bademleri tükenen kişi oyundan çıkar.

Oğuz M. Yorgancıoğlu "Kıbrıs Türk Folkloru" (2000) Kitabı
http://kibrisabakis.com/kbakis/content/view/316/94/

Not: Bu oyunun uzak geçmişimizdeki mangaa oyunu ile ilgisi olduğunu düşünüyorum. Arslan Küçükyıldız

1/7/2008

ANDIRIN'DA "GEVİŞ" OYUNU

Tespi ağacının tespih büyüklüğündeki tohumlarına "geviş" denir. Bununla oynanan oyunun adı da gevişdir. En az iki kişi ile oynanır. 3-4 kişi ile oynandığı da olur. İki kişilik oyunda; karşılıklı oturulur, herkesin 27 şer adet gevişi olur. Bunları dokuzar, dokuzar küçük yalaklara koyarlar ve bu yalaklara ev denir. Yalakların arasındaki mesafe 10 cm civarında olur. Oyunculardan birisi bir elinin beş parmağını açarak evlerin ortasına koyar ve "Gailem kaçtan" der; diğeri ise genellikle "sağ baştan on beşten" der. Sağ baştan itibaren evler üzerinde on beşe kadar sayılır ve sayma işi hangi evin üzerinde sona ererse oradan başlanır. Oyunun başlamasına göçme denir. Oyuna başlayan bulunulan evden başlamak üzere, her eve birer tane geviş koymak suretiyle o evin gevişlerini sıra ile dağıtır. Son gevişin düştüğü yerdeki geviş sayısı sayılır bu sayı iki veya dört ise alınır. Sonra rakibi istediği bir evi göçer, burada amaç son gevişin düştüğü evdeki gevişleri almak suretiyle çok geviş toplamaktır. Bu böyle devam ettikten sonra evlerde geviş kalmaz. Herkes elindeki gevişi dokuzarlı gruplara ayırarak tekrar evlerine yerleştirir. Geviş sayısı 27'den az olanlar oyuna yenik olarak başlar. 9'ar olan evleri tamamlar geri kalanı da 9'dan az olarak bir eve koyar. Bu eksik olan evdeki geviş sayısı bir tane ise oğlu oldu, yedi ve daha az ise kızı oldu denir, sekiz ise rakip oyuncu tarafından 9'a tamamlanır. Oğlan evinin üzerine bir ayakkabı konur, içerideki geviş sayısını gizlemek amacıyla yapılmıştır. Eğer göçmeler sırasında son geviş oğul buluna evin üzerinde biter ise, evdeki geviş sayılır, tek ise dokunulmaz ,çift ise rakip oyuncu o evdeki, gevişin hepsini alır ve o eve geviş konmaz ve ev "kör oldu" denir. Oğul sahibinin böyle bir hakkı yoktur. Oyun bitinceye kadar oğul sahibinin evi körlenmezse oradaki gevişlerin tamamı o oyuncunun olur.

Kız olan evin üzerine de bir ayakkabı konur. Göçmeler sırasında o evde biten her göç sonunda gevişler sayılır çift ise yarısı alınır. Genellikle oğul olmak tercih edilir. Kız olan eve son gevişin düşmesine kıza basma denir. Bu kızı olan oyuncu için üzücü bir durumdur.

http://www.andirinli.org/kultur/oyunlar.asp

25/6/2008

BİTLİS KOZASI

 İki oyuncuyla oynanır. Yere dört tane delik açılır. Bunlardan iki delik bir oyuncunun diğer iki delik diğer oyuncunundur. Her oyuncu on iki taş alır ve diğer oyuncunun deliğine taşları atar. Oyun sonunda (taşlar bittiğinde), hangi oyuncu rakibin deliğine daha fazla taş isabet ettirebildiyse oyunun galibi olmuştur.

 

http://www.adilcevaz.net/kategori2goster.asp?id=304

25/6/2008

Çocuk Müzesi Projesi

Gaziantep haber - Gaziantep

26 Mart 2005, Cumartesi

Murat GÜREŞ

Amerika'da sanayi devrimi ile birlikte hayata geçirilen çocuk müzelerini araştıran, Yard. Doç. Dr. Eyüp Ay ile ülke gündeminden düşmeyen çocuk, sokakta çalışan ve madde bağımlısı olan çocukların rehabilitasyonu konusunda geliştirdiği Çocuk Müzesi Projesi hakkında konuştuk.

……….

Geleneksel aile yapısından modern aile yapısına geçişte bazı çözülmelerin olduğunu söylediniz. Bu kapsamda gözlemleriniz nedir? Örneğin çocuklar dün ne yapıyordu? bugün ne yapıyor?

İlginç bir şey söyleyeyim size, 2002 yılında Şanlıurfa'da arkeolojik bir kazı yapıyorduk. Üç beş çadır kurarak göçebe yaşayan bir aileye rastladık. Çocuklar "mangalan" diye bir oyun oynuyorlardı. Oyunu görür görmez aklıma geldi. Sümer döneminde yani M.Ö. 3 bin 500'lerde oynanan bir oyundu bu. Sümer Kral mezarlarında oyun tahtası olarak hatırlıyoruz bunu. 5 bin 500 yıl öncesine ait bu oyunun bir göçebe topluluk tarafından oynandığını gördüm. Araştırmalar sonucu mangalanın Konya ve çevresinde de hatta Afrika'da oynandığını öğrendim. Detaylarını hatırlamıyorum ama, 8-9 adet yuvarlak çukurlar var. Simetrik olarak 18 adet yuvarlak çukur bu. 99 taş kullanılıyor. Taşlar ikiye bölünüyor. Bir kısmı ortak çukurda bulunuyor. Tavladaki zara benzer bir aletle sayı atılıyor. Kapı açma, kapı kapatma gibi hamleler var. Yani anlayacağınız ciddi bir strateji gerektiren bir oyun mangalan. Kısaca şunu demek istiyorum :

Geleneksel toplumda oyunlar uzun sürelidir. Binlerce yıl aynı oyun oynanır. Farklı yada benzer araçlarla. Bu bir geleneğin devamı açısından son derece önemlidir.

…..

 

www.bianet.org/bianet/kategori/cocuk/57518/cocuk-muzesi-projesi

25/6/2008

Taş Göçürme Oyunu-Burdur Ambarcık

Bir yamaca iki kişi karşılıklı beş küçük çukur açar. Oyuncular çukurlarının tarafına uzanırlar.Sayısı belli  küçük çakıl taşlarını taraflar sırayla kendi çukurlarından başlayarak  kuyulara aktarmaya başlar  .Sırayla her çukurdan alınan taşlar diğer çukurlara aktarılır. Buna göçürme denir.Elindeki taşı biten oyuncu hamlesini kaldığı yerden rakibine devreder.Ve bu surette taşlar devrederek tek kuyuda toplanmaya çalışılınır.İlk toplayan kişi oyunu kazanır.

Bu oyunu ,Tanrı Dağlarında  koyun güden Kırgız çobanlarının oynadığını bir Tv  belgeselin de  seyredince  hayret etmiştim. Bir daha Anadolu Türklüğünün kökenini ve canlılığını hayranlıkla takdir etmemek mümkün değildir.Ne var ki Kırgız çobanları,toprak da çukur kazmak yerine   oyulmuş plastik oyun tablalarını  ekmek  torbalarında taşımak gibi  daha modern  bir izlenim veriyorlardı.Bin yıl  önce Asya’dan kalkıp gelen Toros dağlarında ki Türk , bin yıldır hiç görmediği aralarında binlerce kilometrelik  mesafeye  rağmen bin yıl sonra   aynı oyunu Tanrı dağlarındaki akrabalarıyla tıpatıp oynaya biliyordu…

www.burduranbarcik.com/kulturdokusu.htm