26/6/2009 - Kazakistan'da Dokuz Kumalak yarışması yapıldı (6-10 Haziran
Sayın Ziyaretçilerimiz, Doç. Dr. İsmail Çalışkan Beyden çok güzel haberler aldım, sizlerle paylaşmak istiyorum. Saygılarımla. Arslan Küçükyıldız
Merhaba, Sizlerle daha önceki yazışmalarımızda Kazakistan'da Dokuz Kumalak yarışmasına Türkiye adına katılacağımı bildirmiş ve sizlerden bilgi almıştım. Kazakistan Dokuz Kumalak Federasyonu'nun organizasyonu ile 6-10 Haziran 2009 tarihleri arasında Kızılorda şehrinde 13. Uluslararası Dokuz Kumalak Yarışması yapıldı. Açılışta yaptığım konuşmanın metnini ekte (aşağıda) gönderiyorum (Bazı ilave yazılar, bilgiler ve resimler de var). Türkiye'deki gelişmeler oldukça heyecanla karşılandı, Serdar Asaf ve Emine Selin Ceyhan'ın gönderdiği minyatürlerin çıktısını aldım ve konuşmamda gösterdim. Sanırım en büyük ilgiyi onlar çekti. Sizlerin selamlarınızı ilettim, bir çok kimsenin sizlere selamı var. Bu arada Türkiye adına birlikte katıldığım arkadaş Adem Asalıoğlu ve ben de orada oyuncu olark Dokuz Kumalak oynadık. Yarışmada elli takım yani yüz kişi oynadı. Kazakistan, Türkiye dahil sekiz ülkeden katılım oldu. Birinciliği halen federasyon başkanı ve dünya şampiyonu Maksat Şotayev kazandı, ona bir araba hediye edildi. Tekrar bana göstermiş olduğunuz ilgi ve verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. selamlar
Doç. Dr. İsmail Çalışkan -Cumhuriyet Üniv. İlahiyat Fakültesi, Tefsir Anabilim Dalı, Sivas -Ahmet Yesevi Ün. Hukuk Fakültesi, Felsefe ve Dintanu (İlahiyat) Bölümü, Türkistan/KAZAKİSTAN cep: 0077022525560 TÜRKİYE’DE DOKUZ KUMALAK Doç. Dr. İsmail Çalışkan Ahmet Yesevi Ü. Hukuk Fakültesi, Felsefe ve Dintanu Böl., Türkistan icalis@cumhuriyet.edu.tr Halkların gücü, tarihin derinliklerinden getirdikleri kültür ögelerinden kaynaklanır. Geçmişimizin en değerli miraslarından birisi olan Dokuz Kumalak Oyunu bunlardan birisidir. O, Orta Asya’da ortaya çıkmış olmakla beraber artık bütün dünyanın severek oynadığı bir oyun haline gelmektedir. Sözü fazla uzatmadan Türkiye’deki Dokuz Kumalak ile ilgili faaliyetleri kısaca özetlemek istiyorum. Bu oyun Türkiye’de çok fazla bilinmemekle birlikte son otuz yıl içinde hakkında epey bir araştırma yapılmıştır. Bu konudaki ilk bilgiler, Türk kültüründe oyunları araştıran Prof. Dr. Metin And (1927-1 Ekim 2008)’ın araştırmalarında vardır. O bu ve benzeri oyunların kökenini ve dünyanın değişik yerlerinde rastlanan benzer oyunları geniş bir şekilde incelemiştir. Fakat Abdulvahap Kara ve Arslan Küçükyıldız’ın yeni araştırmaları konuyu daha derin ve geniş bir biçimde ele almaktadır. Buna göre Dokuz Kumalak Oyunu bir Türk oyunu olup yaklaşık dört bin yıl önce ilk defa çobanlar tarafından oynanmıştır. Türkler gittikleri her yere bu oyunu götürmüş ve zamanla dünyanın birçok yerinde değişik şekillerde oynanmaya devam etmiştir. Türkiye’de yirmiye yakın isimle (dokuz taş, mangala, kale, kale alma, kale göçürme, çukur, mele, mele kayası, kuyu vb.) biliniyor ve 1970’li yıllara kadar oynanıyordu. Fakat modern hayatın gelişmesi ve şehirleşme onun unutulmasına neden olmuştur. Bu konudaki bazı verileri aktaralım. Bu oyun halen Gaziantep’te Mangala adıyla, Sivas’ta da Güç Oyunu adıyla oynanmaya devam ediyor. Şahısların anlattığından edindiğimiz bilgilere göre Ankara civarında Dokuz Kumalak’ın benzeri oyun vardır. O sekizer taşla iki oyuncu ile oynanıyor. Tamamını öğrenemesek de bildiğimiz kadarıyla iki oyuncu (muhtemelen altı tane) kuyulara koydukları taşları istedikleri yöne dağıtıyor, en son taşın geldiği kuyunun karşısındaki kuyudaki taşları alıyor. Bu oyunun 1908 yılında bölgeye gelen Kırım Tatarları için kurulmuş olan Sakarya (önceki adı Tırnaksız) köyünde oynanan On Sekiz Taş Oyunu ile aynı olma ihtimali yüksektir. Yöreye de Tatarlar aracılığıyla yayılmış olabilir. Bir başka oyun da Sekiz Kuyulu Taş denilen oyundur. 2 kişi ve 16 şar 16 şar paylaştırılmak üzere toplam 32 taşla oynanan oyunda oyuncular önlerine karşılıklı 4 er çukur kazar ve her çukurun içinde 4 taş yerleştirir. Kura ile seçilen oyuncu başlamaya hak kazanır. Başlayan oyuncu kendine ait çukurlardan 4 taş alır istediği çukurdan başlayarak sırayla her çukura birer taş koyar. Diğer oyuncu da aynı eylemi tekrarlar. Bu taş yerleştirme esnasında kendi çukurunda 1 taş bırakmayı başaran oyuncu karşısındaki diğer oyuncunun çukurundaki bütün taşları almaya hak kazanır. Rakibin taşlarını toplamayı başaran oyuncu kazanır. Yine yakın zamana kadar Tokat’ın Turhal ilçesinde Dokuz Kuyu adıyla bir oyun oynanıyordu. Aynen Dokuz Kumalak’ta olduğu gibi, karşılıklı altı kuyu açılır, her birinin içine dokuz adet taş koyulurdu. Oyunun devamı Dokuz Kumalak’ta olduğu gibiydi. Ama şimdilerde orada da pek oynanmaz olmuş. Türkiye’de araştırmalar genişletilirse daha birçok yerde farklı biçimleriyle de olsa rastlanacaktır. Hemen hatırlatalım ülkemizde şahsen benim de oynadığım dokuz taş diye bir oyun vardır. O, iki oyuncunun sadece dokuzar taşla (toplam onsekiz taş) oynadığı bir oyundur. Burada bizim oyunlarımızın neden dokuz sayısı ile şekillendiğini merak ettiğimi belirtmek isterim. Çünkü bu iki oyunun dışında daha birçok oyunda dokuz sayısı vardır. Bu arada iki yıldır üç genç araştırmacı, 2010 yılında İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti olması dolayısıyla bir Dokuz Kumalak tanıtım çalışması başlattılar. Onlar, Osmanlılar hakkında bir çalışma yapıyorlardı. Çalışmaları sırasında İstanbul kahvehanelerini tasvir eden iki belgede mangala ya da Dokuz Kumalak oyunu tasvirini tespit etmişlerdir. Aşağıda sunduğumuz iki belge şöyledir: Topkapı sarayı kütüphanesinde 367-1 numarası ile kayıtlı 1582 tarihli Surname-i Humayun da kahvehane alayının geçiş töreninde mangala oynayanlar görülmektedir. Ayrıca 16. Yüzyıla ait kahvehaneyi tasvir eden tek resimli belge niteliğindeki aslı Chester Beatty (İrlanda/Dublin) kütüphanesinde olan kahvehane minyatüründe de mangala oynayanlar açıkça görülmektedir. Onlara göre Kazakistan’da Dokuz Kumalak adıyla oynanan bu oyun, Anadolu’da Osmanlı’dan beri Mangala adıyla oynanmaktadır. Bir kısmını Kazakistan Dokuz Kumalak Federasyonu’na da gönderdikleri bu belgelere göre, mangala İstanbul'da 48 taş ve iki sıra halinde 6'şardan toplam 12 çukur ile bu taşların konulacağı 2 hazneden oluşan oyun tahtasında oynanmaktadır. Ayrıca onlar, bu oyun için tarih boyu geliştirilmiş olan kuralları bir araya toplayarak bir oyun tahtası da tasarlamışlardır. Nitekim tasarlanan bu tahtadan Kazakistan Dokuz Kumalak Federasyonu’na da göndermişlerdir. Şimdi bu üç arkadaş mangalayı Türkiye’de yaygınlaştırmak için çalışıyorlar. Bu amaçla araştırma gurubu ve bir organizasyon kurmuşlardır. Onlar araştırmalarını en kısa zamanda sonuçlandırmayı planlıyorlar. Çalışma bitince sonuçlarını kamuoyu ile paylaşacaklar. Yine çalışma bittikten sonra başlangıçta İstanbul’daki kahvehanelere toplam 1000 adet mangala oyun tahtasını ücretsiz olarak dağıtacaklar ve mangala hakkında kahvehane müşterilerini uzman ekip eşliğinde bilgilendirip oyunun yaygınlaşmasına çalışacaklar. Bu araştırma ekibinin bir diğer hedefi, mangalayı gelecek yıl dünyaya tanıtmaktır. Bilindiği gibi 2010’da İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olması nedeniyle dünya çapında birçok toplantı, sergi, fuar, yarışma vs. yapılacak. İşte bu üç araştırmacı, 2010 yılında İstanbul’da yapılacak olan fuar ve sergilerde Mangala’yı ya da Dokuz Kumalak’ı hem Türkiye’ye hem de başka ülkelere tanıtacaklardır. Zaten Kazakistan Dokuz Kumalak Federasyonu 2012 yılında İstanbul’da Dokuz Kumalak’ı tanıtmak için seminer ve yarışmalar düzenlemeyi planlamaktadır. Dileriz şekilde yarışmalar ve tanıtım en güzel yapılır. Ankara’da TRT’de dış yayınlar müdürü olan Arslan Küçükyıldız ise, kurduğu özel internet sitesinde Türkiye’ye ve bütün dünyaya Dokuz Kumalak oyununu tanıtıyor, destek veriyor, seminer düzenliyor. Çalışmaları daha organize biçimde yürütebilmek için bu oyunla ilgilenenlerle bir dernek kumaya da çalışıyor. Yukarıda bahsi geçen şahısları burada tanıyanların olduğunu biliyorum. Kendileri ile bir iki gün önce görüştüm, hepsi de araştırmalarına devam ediyor. Başta Türkiye olmak üzere bütün dünyada yaygınlaşması için aktif çalışmalar yürütüyorlar. Sizlere de çok çok selamları var. Ayrıca bilgilerini bizimle paylaştıkları için huzurlarınızda onlara teşekkür etmek istiyorum. Onlar bu oyunu sadece kişisel zevkleri için öğrenmiyorlar; onu, sadece bir eğlence aracı olarak da görmüyorlar. Çünkü Dokuz Kumalak, dünyada bilinen en iyi zeka oyunlarından birisidir. O iyi bir matematik zekayı ve strateji maharetini gerektirmektedir. Eğer faaliyetler devam ederse gelecekte Türkiye’de de bu oyunun yarışmaları yapılabilecektir. Böylece sayın Kazakistan 9 Kumalak Federasyonu Başkanı ve dünya şampiyon Maksat Şotayev’in hayali de gerçekleşmiş olacaktır. Umarız onun ve Arslan Küçükyıldız’ın Ankara ve İstanbul’da yapmayı planladıkları yarışma bir an önce yapılır. Tekrar burada yarışacak arkadaşlarıma başarılar diler, hepinize saygılar sunarım.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/10/2008 - Dokuz Kumalak Avrupa Zeka Oyunları Olimpiyat'ında
http://www.tdtkb.org/index.php?option=com_content&task=blogcategory&id=22&Itemid=42
Eki 06 2008 | Dokuz Kumalak Avrupa Zeka Oyunları Olimpiyat'ında |  |  |  |
| Yazar TDTKB | | Pazartesi, 06 Ekim 2008 | Cekya'nin baskenti Prag sehrinde yapilan 8. Orta Avrupa Zeka Oyunlari Olimpiyadinda Dokuz Kumalak (Dokuz Tas) oyunu dalinda da yarismalar yapildi. Turklerde dort bin yillik gecmise sahip Dokuz Kumalak oyunu, 30 dalda yarismalarin yapildigi Zeka Oyunlari Olimpiyadinda iki yildir yer almaktadir. Bu sene Zeka Oyunlari Olimpiyadinda Dokuz Kumalak oyunlarinda 8 ulkeden, adlarini vermek gerekirse Cekya, Ispanya, Amerika Birlesik Devletleri, Hollanda, Antigua, Kazakistan, Kirgizistan ve Slovakya'dan 20 yarismaci katildi. 28 Eylulde gerceklesen finalde 8 sporcu yaristi.
Neticede Pavlodar Universitesi Ekonomi bolumu ogrencisi Serik Aktayev birinci, Maksat Shotayev ikinci ve Kirgizistan' dan Qamshibek Kasimov ucuncu oldu. Takim siralamasinda ise Kazakistan birinci, Kirgizistan ikinci ve Cekya ucuncu oldu. Kazakistan Dokuz Kumalak Federasyonu Baskan Yardimcisi Maksat Shotayev en buyuk hayalinin Turk Dunyasinin goz bebegi Turkiye'nin Ankara ve Istanbul sehirlerinde dokuz kumalak dalinda yarismalar yapilmasi oldugunu soyledi. Ankara'da Aslan Kucukyildiz ile birlikte bir Dokuz Kumalak Yarismasinin ilkinin yapilmasini planladiklarini belirtti. Boyle bir yarismanin hazirligi icin Dokuz Kumalak malzemeleri tedarik edebileceklerini ve oyunun da ogretilecegini ifade etti.
Shotayev Prag donusu Istanbul'a ugrayarak bize yaptigi bayram ziyareti sirasinda evde bulunanlara dokuz kumalak dersi verdi. Shotayev ayrica dokuz kumalak ogrenenlerin seneye Prag'taki zeka oyunlarina katilabileceklerini, bunun icin olimpiyadin www.deskohrani.cz sitesindeki basvuru formunu doldurmalarinin yeterli oldugunu belirtti. Bu arada Shotayev'den ogrendigimize gore, gecen sene bazi dallarda katilim olmasina ragmen, bu sene maalesef Turkiye'den hic bir dalda katilim olmamis. Oysa, zekasiyla gurur duyan bir milletin boyle bir olimpiyadda bir kac degil, tum dallarda temsilcilerinin olmasi ne guzel olurdu.
Federasyon Baskan Yardimcisi Shotayev ve Dokuz Kumalak Sampiyonu Serik Aktayev'e Prag donusu Istanbul'a ugrayarak bizi ziyaret etmelerinden dolayi tesekkurlerimizi sunuyor, basarilarinin devamini diliyoruz. Saygilarimizla, Istanbul, Abdulvahap Kara
|
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/10/2008 - Toğız Qumalaq oyını / Dokuz Kumalak oyunu
Toğız Qumalaq oyını / Dokuz Kumalak oyunu
http://www.turan.info/forum/archive/index.php?t-4565.html
AlperenKirim 27-11-2007, 16:16 4000 yıllık Türk strateji oyunu "Dokuz Kumalak" ın Türkiye'de derneği kuruluyor. Arslan Küçükyıldız'ın konu ile ilgili yazısı:
"Bugünlerde çok büyük bir meseleyi çözmeye çalışıyorum. Hepinizin yardımına ihtiyacım var. Konumuz, Türk Zekâ oyunlarının hakanı sayılabilecek bir oyun olan Mangala veya Mankala oyunu. Bu oyun, Türkiye ve Türkistan'da çok değişik adlarla bilindiği gibi, Dünyanın da yakından bildiği bir oyun. Maalesef, Türkiye'de, hızlı şehirleşmenin sonucu olsa gerek, neredeyse unutulmuş durumda. Zekâ geliştirmeye o kadar müsait bir oyun ki Avrupa'da ilköğretimde ders olarak okutulması bile düşünülmüş. Oyunu bizden başka herkes biliyor. Daha düne kadar babalarımızın oynadığı bu oyunu, biz birçok zenginliğimizde olduğu gibi bir kenara bırakmışız. Ortaya çıkarılıp yeniden yaygınlaştırılması gerekli olan harika bir oyunumuz. Biz unutulmaya bırakmışken, Avrupa ve Amerikalılar bu oyun üzerinde o kadar çalışmışlar ki, akıllara durgunluk verir. İnternette Mankala veya Mancala, yahut Bantumi olarak bir arama yaparsanız, karşınıza yüzlerce site, makale veya kitap çıkıyor. Oyunu İnternet üzerinde oynayabildiğiniz gibi, bilgisayarınıza indirip öyle de oynayabiliyorsunuz. Cep telefonlarınızda bile bu oyuna rastlamak mümkün. Ne yazık ki, bütün yazılı kaynaklarda oyun, Arap kökenli bir oyun olarak tanıtılıyor. Oyunla ilgili bir haritada Asya, Ortadoğu, Türkiye, Afrika'nın tamamı ve Güney Amerika'nın bir bölümü oyunun oynandığı alan olarak gösteriliyor.
http://www.turkgundem.net/icerik/images/stories/cesitli/dokuz_kumalak.jpg Bütün dünyada oynanan Dokuz Kumalak'ın Fransız versiyonu
Bir oyun, aynı zaman diliminde dünyanın başka yerlerinde ortaya çıkıp, aynı anda oynanamaz mı? Evet oynanabilir. Ortaya çıkışları birbirinden habersiz de olabilir. Ama isimleri ve kuralları birbirine bu kadar yakın olamaz. Batılılar, "benzer sistemdeki diğer oyunları bu oyunun familyasına dahil edip, oyunun kökenini Araplara mal ederek" Garp kurnazlığı yapmış desek abartmış olmayız. Neden derseniz, Mancala , Mangala, Mankala, Kaleh, Kale gibi adlarla dünyada tanınan bu oyunun adının Türkçe bir kelime olan "Kale"den türediğini düşünüyorum. Görebildiğim kadarıyla Türkistan'a, Türkiye'ye gezgin, bilim adam ve benzeri kılıklarla gelen şarkiyatçılar, hadi adını koyalım, ajanlar, Türk çocuk oyunlarını tespit edenler bu oyunu da görmüş ve tanıtmışlar. Prof. Thomas Hyde, 1694 tarihinde yazdığı De Ludis Orientalibus adlı eserinin Türk oyunlarını tanıttığı bölümde Mangala oyununa da yer vermiştir.
Türklerin, Asya'ya Anadolu ve Mezopotamya' dan gittiğini biliyorsunuz. Sümerler Hititler, Etrüsklerin dil ve kültürlerinin incelenmesi vs. bu konuyla ilgili olarak oldukça geniş malumat veriyor. Mangala'nın gelişme ve dağılma alanları ile bu bilgiler de uyuşuyor. Muhtemelen Türklerin Mezopotamya' dan Asya'ya gitmeden önce öğrendikleri, Asya'ya giderken unutamadıkları nı, Asya'dan Anadolu'ya yeniden gelirken de canlı bir şekilde yaşattıkları bir oyun Mangala. Oyun Türklerin oyunu, çünkü başka milletler daha az taşla ve çukurla bu oyunu oynarken, biz dokuzar çukur ve taşla oynayabilmişiz. Yani oyunun en zengin hali bizde. Kanaatince zenginliğin en yüksek noktası, zirvesini kim başarmışsa o zenginlik ona aittir.
Bu oyunla ilgili ilk bilgilerimi 1992'de Kırgızistan'da, Bişkek'te Flarmoni binasındaki konser arasında tanıştığım gençlere sorduğum soruları, Manas, destanlar, oyunlar ve benzeri konulara merakımı gören bir delikanlının bana tanıştırdığı Prof.. Dr. Marat SARALAYEV' den aldım. Marat Hoca, bana atalarımızdan gelen ve çocukların, gençlerin zevkle oynadıkları Aşık, Küreş (Anadolu'daki aba güneşi), Ordo (büyük aşık kemikleriyle oynanan bir oyun) gibi oyunları büyük bir heyecanla, bizzat uygulanmalı olarak gösterdi. Bu arada Tokuz Korgool adındaki bu oyuna da dikkatimi çekti. Vakitsizlikten kurallarını öğrenmeye fırsat bulamadım. Oyunun tahtasını da göstermiş ve bir kitapçık vermişti. Kitapta iki oyuncu bu oyunu oynarken görülen bir resim vardı. Oyunculardan biri Dünya Satranç Şampiyon Kasparov, diğeri de bir Kırgız dokuz Korgol ustası imiş. Satrançtan daha çok zekâ gerektiren bir oyun olduğunu, dünya satranç şampiyonu Kasparov 'un Tokuz Korgool ustasına yenildiğini söyleyince çok heyecanlanmış ve Türkiye'ye döndüğümde bu oyundan bahsetmiş, Anadolu'da oynanıp oynanmadığını araştırmaya başlamıştım.
Marat Hoca'nın kulakları çınlasın.. Korgool 'un küçük bilyeye benzeyen kurumuş keçi dışkısı olduğunu, bu oyunun daha çok çobanlarca oynandığını anlatmıştı. Oyunun kurallarını öğrenecek kadar zamanım olmadığına halen yanarım.
Sözü uzatmayacağım Anadolu'da oyunun izini birkaç yerde tespit ettim. Görevim gereği Bolu Dörtdivan, Mersin Erdemli, Kastamonu ve Afyon Emirdağ'a gittiğimde bu oyunu bilenleri aradım. Bazı yerlerde oyunun çekimlerini de yaptım. Kuralları falan neredeyse unutulmuştu. Oynayan kişilerle bizzat oynayarak kuralları öğrenmeye de vaktim olmamıştı. Fakat belli bir konu üzerinde yoğunlaşamama gibi bir sıkıntımız olduğu için bu tespitler öylece kaldı. Sonrasında çocuk oyunlarını, mesela Çelik Çomak'ı yeniden canlandırma, turnuvalarını yapma gibi tekliflerim de oldu.. Gazi üniversitesinden Özbay GÜVEN'e de bu düşüncelerimi anlatmıştım. Hatta Türk Çocuk Oyunlarının derlenmesi amacıyla, internet üzerinde bir yazışma topluluğu bile kurdum ama dediğim gibi konuyla falan ilgilenmedim. Ta ki TRT'nin Yaz Sabahı programlarından birinin yayınını görene kadar. Gaziantep'te bir kahveden canlı yayın yapılıyordu ve ihtiyarlar ilginç bir oyundan bahsediyorlardı . Oyunu canlandırmaya çalışıyorlarmış. Baktım bizim Dokuz Korgol oyunu. Programın yapımcısı Şeref Ulucan vasıtasıyla kahvehane sahibini buldum ve oyunun kurallarını ve tahtasını bilenleri sordum. Oyuncuların telefonunu bilmediğini söyledi ve geldiğinde mutlaka bildireceğine söz verdi. Aradan bir, bir buçuk ay geçti. Tam ümidimi kesmiş, konuyu unutmuşken cep telefonumdan bir Osmanlı Beyefendisi beni aradı. Kendisini çok mütevazı bir şekilde tanıttı. Tanışma faslından sonra Abdülkadir EVİŞEN Bey'e oyunla ilgili bildiklerimi aktardım. Meğer o benden daha meraklıymış. Neredeyse telefonun öbür ucundan kalbini sesini duyuyorum. Çok heyecanlandı. Gaziantep'teki adıyla Mangala oyununun bir tahtasını ve oyununun kurallarını, oyunla ilgili kendisindeki bilgileri en kısa zamanda göndereceğine söz verdi. Bu arada oyunun cep telefonlarında, İnternette Mangala, Bantumi vb. adlarla oynanabildiğini söyledi. Ben de bu konuda İnternet'te bir bilgi var mı diye şöyle bir arama yapayım dedim. Aman Allah'ım! Mangala veya Mancala adıyla oynanan oyun hakkında karşıma yüzlerce site çıktı. En derli toplu bilgileri İngilizce Vikipedya'da buldum. Türkçesinde de biraz bilgi var. Bir yandan mevcut bilgileri topluyor, bir yandan da Türkçe kaynak arıyorum. Prof. Metin AND ve Doç. Dr. Abdülvahap KARA'nın makalelerine rastladım. Kara, makalesine "4000 yıllık Türk Zeka oyunu Dokuz Kumalak" başlığını koymuş. Böylece oyunun Kazakistan'da bu adla oynandığını, hatta oyunun federasyonunun olduğunu öğrenmiş oldum. Kemal ÇAPRAZ dostumdan Abdülvahap Beyin telefonunu aldım. Ve heyecanımı, bildiklerimi, Gaziantep'li Mangalacıların çabalarını kendisiyle paylaştım. "Bende" dedi. "Kazakistan' dan gelmiş fazladan bir oyun tahtası var. Ankara'ya size göndereyim." Tabii ben çok sevindim. Heyecanla postayı bekliyorum. Ertesi günü Abdülvahap Kara Bey'den bir telefon: "Ben Ankara'ya bir toplantıya geldim. Oyun tahtasını da beraberimde getirdim. Ziyaretinize geliyorum" Uzatmayayım, Hoca geldi, tanışma kısa sürdü, sohbeti oyunla sürdürdük. Dokuz Kumalak Oyunu'nun kurallarını, yanıma çağırdığım diğer meraklılarla birlikte öğrenmiş olduk. Burada kendisine minnetlerimi sunuyorum.
Aynı gün hemen bu Mangala bloğunu (sitesini) kurdum ve bulabildiğim bütün bilgileri buraya koymaya başladım. İnternet'ten fazla araştırma yapmanıza da gerek kalmadı. Buradan her türlü mevcut bilgiye ulaşabilirsiniz.
Şimdi ey uzmanlar, ey dilciler! Oyunun dünyadaki bazı adları Mankala, Mancala , Kalah, Kale. Türkiye'deki bazı adlar Kale, Mangala, Mella Gayası, (oyunun diğer adlarını buraya uzun uzun yazmayacağım, http://mangala. blogcu.com adresimden bakabilirsiniz) Mere köçtü, Emen, Dokuztaş.. Siz olsanız bu kelimelerin izini sürmez misiniz? "Kale" sözü Türkçe değil mi? Kalah Arapça'ya geçmiş olmalı. Mankala veya Mangala, bin kale'den veya men kale'den gelmiş olmasın? Her uzman, konuyu kendi açısından bir makale ile yorumlarsa müteşekkir olacağım. Böylece İngiliz, Fransız, Alman ..kültür ajanlarının, bizim ilgisizliğimiz sonucu elimizden alıp Araplara mal ettikleri bu öz be öz Türk oyunumuza sahip çıkmak için delil bulmuş olmaz mıyız!
Şimdi Türkiye'de bu oyunun oynandığı yerleri ve kurallarını tespit etmeye çalışıyor, bir yandan da boş durmuyorum: Sanal Mangala Derneğini kuruyorum. Oyunu (Mangala'nın Kazakistan'daki şekli olan Dokuz Kumalak oyununu) oynadığım her kişiyi ben üye yapıyorum. Abdülkadir Evişen Bey Gaziantep'ten, Abdülkadir Kara Bey de İstanbul'dan oyunu öğrettiklerini üye yaparlarsa Mangala oyunumuz yaygınlaşacak. Postacı (Kevin Kosther'in ) filminde olduğu gibi, oyunu öğrenen herkes ismini ve duygularını, düşüncelerini, bildiklerini bu sitedeki yazıların yorumlar kısmına bırakırsa bizim Mangala Derneğinin nasıl çığ gibi büyüdüğünü hep birlikte göreceğiz. Bu arada Dernek üyeleri ileride Mangala sektörünün öncüleri olacaklarını unutmasınlar. Sadece uzmanlar değil, grafikerler, tasarımcılar, programcılar, web programcıları, en önemlisi de bu alanda yatırım yapabilecek tüccarlar aranıyor. Saygıyla duyurulur.
http://www.turkgundem.net/icerik/index.php?option=com_content&task=view&id=3349&Itemid=1
zaherbebars 29-11-2007, 14:04 cok gozel yazi olmus tesekkurler
Maraqlıdır,sağ ol bilgi üçün.Oyunu endirə biləcəyimiz bir qaynaq da tapan olsa lap yaxşı olardı.
Интересна. Миллет,Улус,Народ,кто нибудь знает такую игру в Кыргызыстане-Токуз Коргоол?
BAWIR$AQ 16-12-2007, 07:47 http://img212.imageshack.us/img212/5572/togizqumalaqbs9.jpgСреди игр интеллектуальных любимой был тогыз кумалак – настольная игра. Для нее использовали четырехугольную деревянную доску, имеющую 18 продолговатых лунок (отау). В промежутке между рядами вырезаны еще две большие лунки круглой формы (казан). Каждый игрок (их два) имеет по 81 шарику, а в лунки кладут по 9. Ходы делаются поочередно. Выигравшим считается тот, кто забирал из лунок противника больше шаров. Игра была настолько популярной, что могли обходиться без доски. Для этого участники выкапывали необходимые лунки прямо на земле и проводили партии. Игра называется тогыз кумалак (девяткою) потому, что в основу 81 (9х9) и 162 (2х9х9) положено число 9, считавшееся у древних монголов и тюрков священным числом. http://www.unesco.kz/heritagenet/kz/content/duhov_culture/holidays/nar_holiday.htm
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/12/2007 - Dokuz Kumalak/Taş Oyununun Temel Kuralları
|  |  |
| Yazan Doç. Dr. Abdulvahap KARA | Daha önce http://www.turkfolkloru.com sitesinde yayınlanmış olan Sn. Doç. Dr. Abdulvahap KARA'nın "Dört Bin Yıllık Türk Zekâ ve Strateji Oyunu: Dokuz Kumalak (Dokuz Taş)" makalesinde bahsedilen oyunun kurallarını bu makale sizlerle paylaşıyoruz. Dokuz kumalak/taş oyunu özel olarak hazırlanmış oyun tahtasında iki kişi arasında oynanır. Oyun tahtası 18 çukur veya göz1), 162 taş() ve yutulan taşları koymak için iki hazineden3) ibarettir. Yani, her iki oyuncu 9 çukur, 81 taş, bir hazine olmak üzere oyun tahtasını paylaşır. Oyun tahtasının genel yapısı aşağıda verilmiştir: I. oyuncunun tarafı 9 | 9 | 9 | 9 | 9 | 9 | 9 | 9 | 9 | Hazine 1 (II. Oyuncunun aldığı taşları koyması için) | Hazine 2 (I. Oyuncunun aldığı taşları koyması için) | 9 | 9 | 9 | 9 | 9 | 9 | 9 | 9 | 9 |
II. oyuncunun tarafı Oyunun Amacı ve Özellikleri 1. Dokuz taş oyunun amacı, zihin gücüyle türlü yöntemler kullanarak ve düşünme kabiliyetinden yararlanılarak 8 taş kazanmaktır. 2. Eğer her iki taraf 81 taş toplarsa, oyun berabere olur. Oyuna Başlama ve Hamle Yapma Özellikleri 1. Hamle, oyuncular tarafından sırayla gerçekleştirilir. Oyuna kimin önce başlamasını belirlemek için kura çekilir veya oyuncular kendi aralarında anlaşırlar. 2. Hamle yapmak için herhangi bir çukurdaki taşları alarak, bir taşı yerinde bırakarak, soldan sağa doğru teker teker her çukura bir taş bırakarak bitiririz. Eğer son taşın konduğu çukurda tek sayılı taş varsa, bu taşla çift sayı olur (yani 4, 6, 8, 12), o zaman bu çukurdaki taşların hepsi kazanılır ve kendi hazinemize yerleştirilir. Eğer son taş karşı tarafın çift sayılı çukuruna denk gelip, tek sayı yaparsa ( yani 5, 7, 9 ...) veya kendi tarafımızdaki çukurlardan birine denk gelirse, o zaman taş kazanılmaz. Örneğin: 9 | 8 | 7 | 6 | 5 | 4 | 3 | 2 | 1 | 9 | 9 | 9 | 6 | 10 | 10 | 10 | 10 | 10 | Oyuna başlayanın hazinesine 10 taş konur. | | 9 | 9 | 9 | 9 | 9 | 9 | 1 | 10 | 10 | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 |
Yukarıda gösterilen oyun tahtasında, ilk oyuna başlayan 7 nolu çukurdaki 9 taşını birini yerinde bırakıp kalan 8 taşını dağıtırsa, son bilyesi karşı tarafın 6 nolu çukuruna düşer ve bu çukurda 10 adade uluşan çift sayılı taşları kazanır ve hazinesine koyar. Kazanılan bilyelerin kolayca yerleştirilebilmesi için oyuncuların hazineleri rakiplerinin tarafındadır. 3. Eğer çukurda tek taş varsa, kendi çukuruna taş bırakmadan, komşu çukura konur, böylece kendi çukuru boş kalır. 4. Taşlar yürütülürken hiçbir zaman çukur atlanmaz, sırayla her çukura bir taş bırakmak zorunludur. Ayrıca, bir çukurdaki taşların sadece bir kısmını alarak oyun oynanmaz. Tüm taşlar alınmalıdır. Kale4) Alma Kuralları Dokuz taş oyununda “kale” alma kuralı vardır. Kale almak için hamle yapıldığında son taş, karşı tarafın iki bilyesi bulunan çukuruna düşerek onu üç yapmalıdır. Böylece hem bu üç taş kazanılır ve oyuncunun hazinesine konur, hem bu çukur oyuncunun kalesi olmuş sayılır. Örneğin: 9 | 8 | 7 | 6 | 5 | 4 | 3 | 2 | 1 | - | 10 | 10 | 1 | 11 | 11 | 11 | 11 | 11 | Birinci oyuncunun hazinesi-12 | İkinci oyuncunun hazinesi-0 | 10 | 10 | 10 | 10 | 10 | 10 | 2 | 11 | 1 | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 |
Yukarıdaki tabloda ikinci oyuncu 7 nolu çukurdaki 10 taşını dağıtarak, son taşını rakibinin 7 nolu çukurundaki 2 taşının üzerine düşürerek, çukurdaki taş sayısını 3 yapar ve kazanır. Aynı zamanda bu çukuru “kale” olarak ilân eder. Tablonun yeni hali şu şekildedir: 9 | 8 | 7 | 6 | 5 | 4 | 3 | 2 | 1 | 1 | 11 | 1 | 1 | 11 | 11 | 11 | 11 | 11 | Birinci oyuncunun hazinesi-12 | İkinci oyuncunun hazinesi-3 | 11 | 11 | 11 | 11 | 11 | 11 | X | 11 | 1 | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 |
1. Bu çukuru diğer çukurlardan ayırt etmek için ona özel bir taş konur (Yukarıdaki tabloda “X” işaretli yer kale oluyor). Kalenin özelliği içine düşen taşı sahibine kazandırmasıdır. İster kale sahibi olsun, isterse rakip oyuncu olsun taşları teker dağıtarak ilerlediğinde doğal olarak kale üzerinden geçerken bir taş bırakır. İşte bu taş otomatik olarak kale sahibinin kazandığı taş olur ve hazinesine konur. http://www.turkfolkloru.com/index.php?option=com_content&task=view&id=90&Itemid=2 |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/9/2007 - AHMET YESEVİ ÜNİVERSİTESİ'NDE DOKUZ KUMALAK KLÜBÜ VAR!
|
Ulu Türkistan'ın, yeni adıyla Türkistan (eski adı Yesi) şehrinde faaliyet gösteren Ahmet Yesevi Üniversitesinde;
Tarih, Edebiyat, Halk DanslarI, Türkoloji, Müzik, Spor, Bilgisayar, Dil Öðrenme, Seyahat, Bayterek, Yesevi Tanıma ve Tanıtma, Satranç kulüplerinin yanında Dokuz Kumalak kulübü de faaliyet göstermektedir.
Darısı diğer Türk Üniversitelerinin, okullarının, kurumların ve sivil toplum kuruluşlarının başına. En kısa zamanda Mangala kuluplerinin ve federasyonunun kurulmasını bekliyoruz. Her il derneği kendi bölgesindeki Mangala oyununun oynandığı şekliyle ve adıyla canlandıılmasına yardımcı olursa bu mesele kıs zamanda hallolur diye düşünüyorum.
Ancak bu oyun, Üniversitenin veb sitesinde diğer Türk Boylarında ve Türkiyede farklı adlarla bilinip oynandığı dikkate alınmadan sadece Kazak Milli Oyunu olarak gösterilmiştir. Bunun çok eski bir Tük oyunu olarak bütün Türk bolarında yaşatıldığını her vesileyle duyurmak lazımdır. |
| www.yesevi.edu.tr/ayhaber/old_issues/006_mart1998/13biryilgecti.htm |
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
4000 YILLIK BİR TÜRK OYUNUNU YENİDEN CANLANDIRMAK İSTEYENLERİN YERİ
Kategoriler
Arkadaşlarım
• Blogcu Yardım
|