DOKUZ KUMALAK DOKUZ KORGOL MANGALA

29/11/2009 - Suriye-Mankala

Kategori: Mangala
Değerli Arkadaşlar,
Geçtiğimiz Kasım ayının 10-12 si arasında Suriye'de idim. Suriye Yazarlar Birliği'nin ev sahipliğinde Lazkiye'de Avrasya Yazarlar Birliği olarak Türklerin Gözüyle Araplar adlı bir sempozyuma katıldım. Orada Suriye Türkleri ile de karşılaştım ve Mangala Oyununu sordum. ManKala adıyla yaşıyormuş. Yedi kuyulu, yedi taşlı. Sağ olsunlar bır oyun tahtası buldular benim için. Maalesef kurallarını bilen birisini bulup oynayamadım. Çift yapma kuralı iki ve dört için geçerli imiş. İki farklı şekli varmış...
Suriye'deki oyunu bilen birini arıyorum.
Arslan Küçükyıldız
0.532.6245769

Not: Yorumlar için Serdar Asaf Bey'e ve Abdülvahap Kara Bey'e teşekkür ediyorum.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/6/2009 - Almanya'daki Mangala oyunu

Kategori: Mangala

BOHNENSPIEL ( MANGALA)*

 

Fasulye oyunu, Mangala oyunları ailesine ait olan eski bir tahta oyunudur. Aynı zamanda bu kavram Almanya’da, tamamen farklı Mangala çeşitlerinin tür adı olarak da kullanılır.

Tarihçe

Asıl “Fasulye Oyunu” ilk olarak oyun papazı Fritz Jahn tarafından  Eski Alman Oyunları (1917) kitabında yazılmıştır. Burada, 1908 yılında o zamanlar Rusya’nın egemenliği altındaki Estonya’da bulunan Kardis’e yaptığı ve Baron Stackel’in büyük çiftliğini ziyaret ettiği geziden bahsetmiştir. Orijinallerinin günümüze kadar Sankt Petersburg’ta Eremitage’de ( dünyanın en büyük ve önemli sanat müzelerinden biri) ve Çar’ın Kış Sarayı’nda  (Winterpalais) saklandığı fasulye oyununda kullanılan tahtaların taklitlerini orada bulmuştur. Orijinal tahta, İran Şah’ının, (tahminen Muhammed Ağa) Anhalt- Zerbst prensliğinin kızı Çar Katharina’ya (Katharina die Große)  hediyesiydi ( Hükümdarlık dönemi 1762-1796). Fasulye oyunu, Jahn tarafından almanca konuşulan bölgelerde ve bütün sınıflarda popüler olana kadar, alman-baltık ve Prusyalı soylu ailelere yayıldı. Jahn yetişkin eğitimi amaçlarını takip etti. İşçi birliği oluşturmak ve Anavatan Kadınlar Birliği’yle olan ilişkilerini kullanarak da I. Dünya Savaşı’nda yaralanan askerileri eğitmek istiyordu.

Bir diğeri büyük bir tahtanın yarısında oynanan Alman Fasulye Oyunu olarak bilinirken, Jahn tarafından söylenmiş olan çeşidi Baltık Fasulye Oyunu ya da Kardis Fasulye Oyunu olarak da bilinir.

 Alman İmparatorluğu’nda ilk olarak bir mangala oyunundan 1699’da Rob Judolf bahsetmiştir. Weikersheim Sarayı’nda Bad Mergentheim’da 1709 yılından beri meşe odunundan yapılan iki oyun tahtası bulunmaktadır. Bunlar sanatkâr bir aile olan Sommer’in barok tarzında ürettikleri masalardır. Ama maalesef ki Weikersheim’ın Mangala kuralları yok olmuş gibi görünüyor. Bunlar Almanya’da Mangala’nın en eski kanıtlarıdır. İlk Mangala Oyunlarının Avrupa’ya Haçlı Seferleri’nden dönen bir şövalye tarafından getirildiği de tahmin edilmektedir. Fakat bu tez için hiçbir bilimsel belge bulunmamaktadır.

Oyun kuralları incelendiğinde, fasulye oyunun Arabistan’da ve Asya’nın merkezinde oynanan Mangala Oyununa benzerlik gösterdiği ortaya konmuştur. Bu, oyunun tarihi kökeniyle de gayet güzel uyuşuyor. Siyah Afrika’da oynanan Mangala Oyunu’na olan benzerliği ise çok daha önceden tesadüfen ortaya çıkmıştır.

19. yüzyılda Fasulye Oyunu’nun geleneksel olarak yayıldığı ana bölgeler, Baltık ülkeleri, Doğu-Batı Prusya ve Pomeranya’dır. 1917’den itibaren oyun, alman soylu ailelerin Ocak Devrimi’nden sonra katledilmesi, sürülmesi ve istimlak edilmesi yüzünden yok olmuştur. Eski Doğu Almanya’da 1945’ten sonra oyun, alman halkının sürülmesinden sonra varlığını sürdürememiştir. Önceki Alman Cumhuriyeti’nde, Fasulye Oyunu’nu geniş kapsamlı bir şekilde anlatan bir sürü oyun kitabı piyasaya sürülmüştür. İlk oyun 1962’de Dresden’li Go-Pionier Bruno tarafından ortaya çıkarılmıştır.

Günümüzde internette de birçok Fasulye Oyunu programı bulunmaktadır.

 

Oyun Kuralları

Malzemeler

Fasulye Oyunu iki çukur sırasından oluşur. Her bir sıra 6 çukurdan meydana gelir. Bunun dışında her iki sıranın da sonunda, toplanılan fasulyelerin konulduğu bir define çukuru bulunmaktadır. Her oyuncu tahtanın üzerinde kendi tarafında 6 tane çukura sahiptir ve onun sağında da define çukuru vardır. Oyun taşı olarak da 72 tane fasulye kullanılır.

Hazırlanış

Oyunun başında her oyun çukurunda 6 tane fasulye bulunur.

Çekişler

Her çekişte oyuncu kendi çukurlarından birini boşaltır ve sonra da içindeki taşları saat ibresinin ters yönünde sıradaki çukurlara birer birer paylaştırır. Böylece fasulyeler oyuncunun önce kendi çukurunda sonra da karşı tarafın çukurunda toplanmış olur. Taşlar dağıtılırken define çukuru boş geçilir.

Vuruşlar

Eğer ki son fasulye bir çukuru 2,4 veya 6 fasulyeyle doldurursa, son dağıtılan fasulyeler de dahil bütün içindekiler alınır. Alınan fasulyeler oyuncunun define çukuruna konulur. Bu hem kendi tarafında hem de karşı tarafınkiyle çekilebilir.

Oyuncular

Bir oyuncu artık taş çekemiyorsa -yani tüm çukurları boşsa- oyun biter. Tahtanın üzerinde kalan fasulyeler, kendi tarafında bulunan oyuncunun olur. Her oyuncu rakibinden daha çok fasulye toplamaya çalışır. Toplamda 72 fasulye olduğu için, 37’si oyunu kazanan tarafa verilir. Eğer oyuncular 36 fasulye toplarlarsa oyun berabere biter.

Sayma

Oyunu not ederken, çukurlar 1’den 12’ye kadar art arda sayılır. Bu durumda da 1’den 6’ya kadar olan çukurlar oyuna başlayacak olan oyuncunun tarafına konulur.

*Bu yazı aşağıdaki web sitesinin tercümesidir:
http://de.wikipedia.org/wiki/Bohnenspiel

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/3/2008 - MANGALA OYUNU NEDİR?

Kategori: Mangala

 

 

 

 

Adnan GÜLLÜ

 

Elbistan Kaynarca Gazetesi

Tarih : 29.11.2007

“Şunu çok iyi bilmeliyiz ki, kültürel değerlerimize sahip çıkmayı bilmediğimiz sürece o değerlerimiz milletimiz tarafından unutulurken, gün gelir başka bir milletin kültürel değeriymiş gibi karşımıza çıkarlar.

 

Unutmamalıyız ki; Tarihini ve kültürel değerlerini unutan milletlerin coğrafyasını başkaları çizer.”Bir kaç hafta önce bana bir telefon geldi. Arayan kişi isminin Aslan Küçükyıldız olduğunu ve kendinin TRT INT televizyonundan aradığın söyledi. Benim bu tanıtıma inanmayan bir davranış içine girdiğimi sezinledi ki konuşmacı, kendisini bana uzun uzun anlatma ihtiyacı duydu. Asıl amacının Mangala oyunu hakkında bilgi istediğini söyledi. Ben şahsen bu oyunu hiç duymadığımı söylediğim zaman, bana Elbistan’la ilgili bilgileri sundu. O bilgileri Internet kanalıyla aldım, siz okuyuculara ilk önce bu bilgiyi Aslan Küçükyıldızın Bey’in kendi kaleminden sunuyorum.
“ Aldığım bilgiye göre Elbistan Ulu Camii’nin bir köşesinde bir taş varmış. Tahmin ettiğiniz gibi bu taşın üzerinde bizim peşinde olduğumuz mangala oyununun oynandığı kuyular varmış. Anlatanlar bu oyunu (adı mangala mı idi yoksa başka bir isimle mi oynanıyordu bilmiyoruz) oynarlarmış. Caminin şimdi emekliye ayrılmış olan eski imamı Sefer Burak hoca, ne yazık ki on beş yıl görev yaptığı bu camii de böyle bir taşa rastladığını hatırlamıyor. Çünkü camide büyük ölçüde restorasyon(yenileme) yapılmış, hala da yapılıyormuş. Bu arada eski kitabeler bile kapanmış, kazınmış. Bu konu, ayrıca üzerinde durulması gereken bir konu ama, bizi ilgilendiren kısmı bu oyunun oynandığı yer alan, üzerinde 14 veya 16 kuyunun kazılmış olduğu bir taşın şu anda nerede bulunduğunu bilen ya da bilen varsa acilen bizlere bildirmelerini rica ediyorum. Arslan Küçükyıldız “
TRT INT müdürü Sayın Arslan Küçükyıldız’ın amacı Milletimizin kaybolan kültür hazinelerinden biri olan bu “Mangala” isimli oyunu yeni kuşaklarla tanıştırmak istiyor. Arslan Bey’i bu çalışmalarında yalnız bırakmamamızın gerektiğine inandığım için, bende bu çalışmalara karınca kaderince katılmaya karar verdim.
Şöyle oyunlarla ilgili çevremizin tarihsel sürecine baktığımız zaman şunu gözledik. Oyun, insan ve hayvanların var olmasıyla başlamıştır. Hayvanların oyun oynadıklarını düşünmek ilk başta garip gelebilir. Ama gerçekten etrafımızdaki hayvanları dikkatlice izlediğimizde onların oynadıkları oyunları görebiliriz. İki köpeğin birbiriyle kovalaşması, birinin diğerini yakalayınca yere yatırması, ısırıyormuş gibi yapması, sonra diğerinin onu alt etmesi, tekrar kaçması ve bütün bunları yaparken de değişik sesler çıkarmaları yaptıkları eylemin oyun olduğunu ve iki köpeğin de bu işten zevk aldıklarını gösterir. Kedileri, kuşları izlediğimizde de benzer oyunlar oynadıklarını görürüz. Kedi yavrusunun önündeki topu sağa sola yuvarlaması, üzerine atlayıp yakalamaya çalışması, yeni emekleyen çocuğun topu tutmak için yaptığı hareketlerle benzerlik göstermektedir. Doğal olarak insanların çocukluklarının ilk dönemlerinden sonraki oyunları zihinsel gelişimleriyle paralel olarak biçim değiştirmekte zekânın ürünü olmaktadır.
İnsanoğlunun ataları, çevrelerinde gördükleri şeyleri taklit ederek, yaptıkları eylemleri hareketlerle birbirine anlatarak farkında olmadan oyunu yaratmışlardır. Avını avlayan insan avını nasıl avladığını hem kendisinin hem de avının yaptığı hareketleri taklitlerle diğer insanlara anlatmıştır. Daha sonraki dönemlerde sırrını çözemedikleri doğal olaylar karşısında çeşitli eylemlerde bulunmuşlardır. Gündüzlerin ardından gelen gece, şiddetli yağmur, gök gürültüsü, kasırga onları korkutmuş, gündüzün çabucak gelmesi, yağmurun, gök gürültüsünün ve kasırganın bir an önce son bulması için bilinçsiz hareketler yapmışlardır. Bu hareketler zamanla bilinçli yapılan büyüsel törenlere dönüşmüş ve oyun bu aşamada kültürel bir özellik kazanmıştır. Büyüklerin avlarını nasıl avladıklarını anlatırken onları izleyen çocuklar, onun, elindeki sopasını, taşını, avına nasıl attığını günlük yaşamlarında taklit etmişler ve büyüklerine özenerek benzer hareketleri yapmaya başlamışlardır. Bu tür oyunlar çocuklar tarafından nesilden nesile geliştirilerek aktarılmış ve bugünkü oyunları oluşturmuştur. Kaydırak oyunundaki gibi değneklerle ve taşlarla yere konan bir hedefi vurmak, çeliğe vurup uzağa götürmek, bir grubun çeliği çelerken diğer grubun onu yakalamaya çalışması, saklambaç oyunlarında saklanan oyuncuyu arayan ebenin, sakladığı yerden, ebeden önce kaleye gelmeye çalışan oyuncunun tavır ve hareketleri ilkel insanın avcılık sırasında yaptığı hareketlerin benzeri gibidir.
Çocuk oyunları içerisinde taşla, aşıkla(kemikle) oynanan oyunları genelde en eski oyunlar olarak kabul edilmektedir. Arkeologlar yaptıkları çeşitli araştırmalarda bu oyunları anlatan kabartmalar ve mağara resimleri bulmuşlardır.
Gelelim Mangala oyununun tarihine: Türk Milletinin binlerce yıllık oyunu olan Mangala, dünyada Mankala veya Mancala olarak tanınan, Türkiye ‘de ve Türk Dünyasında Mangala, Mankala (Bin Kale), Kale,Mele,Meneli Taş, Kuyu, Kuytu, Kuytak,Küş, veya Güç Oyunu, Emen, Evcik, Altıev, Pıç, Yalak Göçme, Mere Köçtü, Mele Gayası, Beş Taş, Dokuz Taş, Dokuz Kumalak, Tokuz Korgol, Eson Korgol vb. birbirine yakın adlarla bilinen ve daha düne kadar oynanan oyun, çok eski ve önemli bir zeka oyunudur. Avrupa’da ilköğretim çağında ki öğrencilere ders olarak okutulması düşünülmüştür. Ayrıca Satrancın Batı ülkelerindeki rolünü Asya ve Afrika ülkelerinde satrançla birlikte mankala oyunu görmüştür.
Doç Dr. Abdülvahap Kara, bu oyunun 4000 yıllık Türk oyunu olduğunu yazmaktadır. Bu oyunun esası çobanlarca yere kazılan belli sayıdaki kuyulara belli sayıda taşların dağıtılmasına dayanıyor. Ayrıca eski sözlüklerde genellikle çobanların oynadığı çok eski bir Türk zekâ oyunu diye geçmekte ve taşlarını da keçi gübresinden temin ettiklerinden Korgool adı verilmekte. Çünkü Kırgıztan dilinde korgool keçi gübresi demektir.
Batılı bilginler bizden aldıkları bu oyunu dünyaya Arap oyunu diye takdim etmişler, oyunun sanayisini kurmuşlar, internette, bilgisayarda oynanabilir hale getirmişlerdir. Mademki bu oyun bizimdir, onu yeniden keşfetmeli, yaygınlaştırmalıyız yoksa bu ayıpta bize yeter.
Türk Milletinin binlerce yıllık bir oyunu olan Mangala oyunu ne yazık ki unutmuş bulunuyoruz. Oyunu bizden başka bütün milletler bildiği, oynadığı halde biz, oynamadığımız için unuttuk. Oyunu hatırlayan orta kuşak kuralları yeterince bilmiyor, kuralları da bilen yaşlı kuşak ise gün geçtikçe aramızdan ayrılıyor. Bu gidişle, öz ve öz bizim oyunumuz olan Mangala oyununu kurallarıyla bilenleri bırakın, hatırlayan da kalmayacak. O halde ne yapmalı? Öncelikle bu oyunun çok farklı adlarla ve farklı biçimlerde Türkiye’nin ve Türk Dünyasının her yerinde oynandığını bilmemiz, oyunu hatırlamamız ve hatırlatmamız lazım. Bu oyunu hatırlattıktan sonra, oyunun o yörede ki adını, kurallarını, malzemelerini ve oyun varsa oyun tahtasını ortaya çıkarmamız gerekiyor.
Bu arada karşımıza büyük bir güçlük çıkıyor; Bu oyunun her yörede farklı adlarla bilinmesinin yanı sıra, farklı güçlük seviyelerinde oynanmasıdır. Oyun, bazı yörelerde dört çukurla, bazı yörelerde altı, yedi, dokuz çukurla ve çukur sayısına göre değişen taş sayısı ile oynanıyor. Bugün orta yaşta olanların bir kısmı oyunu bilmesine rağmen kurallarını net olarak hatırlayamıyorlar.
Şunu çok iyi bilmeliyiz ki, kültürel değerlerimize sahip çıkmayı bilmediğimiz sürece, o değerlerimiz bizim millet tarafından unutulurken, gün gelir başka bir milletin kültürel değeriymiş gibi karşımıza çıkarlar. Örneklerini yazmaya kalksak sayfalar yetmez. Unutmamalıyız ki; Tarihini ve kültürel değerlerini unutan milletlerin coğrafyasını başkaları çizer.
Gaziantep yöresinden Araştırmacı Yazar Mimar – Mühendis Abdülkadir Evişen Bey, bu oyunun kendi bölgesinde oynanan mangala oyununun kurallarını yazmış. Bu kuralları siz okuyuculara sunuyorum. Yalnız şunu unutmamak lazım bu oyunun kuralları bölgelere göre küçükte olsa farklılık göstermektedir.
1-) Yedişerli iki sıralı gözleri olan bir oyun tahtası seçilir.
2-) 98 adet it boncuğu (bunlar her türlü taş olabilir) on dört göze rastgele ve hiçbir göz boş kalmayacak şekilde dağıtılır.
3-) Rakip iki oyuncudan birisi avucuna bir miktar taş(it boncuğu) saklayıp “Tek mi, Çift mi?”diye sorar. Karşı taraf ne olduğunu bilirse başlama sırası onda, aksi olunca taşı saklayandadır.
4-) Oyuna başlayarak oyuncu kendi tarafındaki yedi gözden en soldakilere avucuna alıp saat yönünün tersi olmak üzere her göze birer boncuk bırakır. Boncuğun sonunu hangi göze atmış ise aynı işleme o gözdeki (bir sonraki gözden değil) boncuklarını alarak devam eder.
5-) Eğer avucundaki son boncuk, içinde boncuk olmayan göze denk gelir ise oyun oynama sırası karşı taraftadır.
6-) Her zaman oyuna başlayan başta ve arada olmak üzere daima soldaki boncuk olan gözdeki ileri alarak devam eder.
7-) Oyunculardan birisi boncukları dağıttığında son boncuk, gözündeki sayıyı iki veya dört ederse (boncuk miktarı ) o göz ve karşısındaki gözdeki boncukları kazanç hanesine kor. Keza son boncuk, gözdeki boncuğu ikiye tamamladığında eğer o gözün solundaki iki veya dört ise aynı şekilde o göz ve karşısındaki gözdeki boncukları da kazancına ekler.
8-) Oyunculardan birisi (7.madde) şartına uyarak boncuk alırsa oyun sırası karsıya geçer.
9-) Boncuklar bittiğinde sayılır, çok olan kazanmış olur.

Bu öz be öz Türk kültürünün eski bir zeka oyunu olmasından dolayı bunun yaygınlaşması gerekmektedir. Öncelikle değişik bölgelerde ve değişik adlarda oynanan bu oyunu müşterek kurallar etrafında bütünleştirerek, ana kuralın oluşmasını sağlamalıyız. Bu işler başta İlköğretim ve liselerde, görev yapan Beden Eğitimi, Edebiyat, Halkbilim öğretmenlerimiz, Halk Eğitim ve Kültür Müdürlükleri, Üniversitelerimiz, Kültür Bakanlığı Halk Kültürünü Araştırma ve geliştirme Genel Müdürlüğü önemli roller ifa edebilirler.
TRT İNT Müdürü Sayın Arslan Küçükyıldız, şimdilik bu konuya öncülük yapmaktadır. Bizlere düşen görev ise, elden geldiğince yardımcı olmamızdır. Çünkü unutulan kültürel değerlerimizin gün ışığına çıkması ile dünümüzle olan tarihsel bağlarımız güçlenerek geleceğe taşınacaktır.
Aşağıda çukurlarına üçtaş yerleştirilmiş bir mangala oyunun şeması

 

(Şema, yazının alındığı  http://www.elbistankaynarca.net/haberdetay.asp?bolum=122&uyeid=3 sitesinde bulunamadığından aktarılamamıştır. A.K.'ın notu)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/10/2007 - GAZİANTEP MANGALASI KURALLARI SAYIN ABDÜLKADİR EVİŞEN'E T

Kategori: Mangala

 

Merhaba,

 

Çok kıymetli bir Mangala dostundan, Sayın Abdülkadir Evişen'den 20.9.2007 tarihinde bir mektup aldım. Mektubunda hem kuralları açıklamış, hem de konu ile ilgili olarak Gaziantep Üniversitesi Genel Sekreteri Gonca Tokuz hanımefendi tarafından kaleme alınmış bir makaleyi göndermiş. (Abdülkadir Beyle tanışmamızın hikayesini ayrıca yazacağım) Abdülkadir Evişen Bey, mektubuyla birlikte Gaziantep'te oynanan Mangala oyununda kullanılan taşları da göndermek nezaketinde bulunmuşlar. Kendisini bu güzel oyunumuzu yaşatmaya çalıştığı için tebrik ediyor, zahmetleri için teşekkürler ediyorum. Yaptığı iş okadar büyük ki anlatılamaz. Her türlü takdirin üzerinde bir hizmet ifa etmiştir, etmektedir. Milletimiz ona şükran borçludur, çünkü kaybolan bir milli hazinemizi gün ışığına çıkarmaya çalışmaktadır. Bana yazdığı mektubunun Gaziantep'te oynanan Mangala oyununun kurallarıyla ilgili bölümünü ve sözü edilen makaleyi aşağıda dikkatlerinize sunuyorum.

 

Arslan Küçükyıldız

 

            ..............

            Oyunun kurallarına gelelim.

            Fotokopide anlatılan oyun düzeni ekseri doğru olmakla son araştırdığım tespitler ve mantığa uygun halini yazıyorum.

A)    Yedişerli iki sıralı gözleri olan bir oyun tahtası seçilir.

B)     98 adet it boncuğu (size fazlaca yolluyorum) on dört göze rastgele ve hiçbir göz boş kalmayacak şekilde dağıtılır.

C)    Rakip iki oyuncudan birisi avucuna bir miktar taş(it boncuğu) saklayıp “Tek mi, Çift mi?”diye sorar.Karşı taraf ne olduğunu bilirse başlama sırası onda, aksi olunca taşı saklayandadır.

D)    Oyuna başlayarak oyuncu kendi tarafındaki yedi gözden en soldakilere avucuna alıp saat yönünün tersi olmak üzere her göze birer boncuk bırakır. Boncuğun sonunu hangi göze atmış ise aynı işleme o gözdeki (bir sonraki gözden değil) boncuklarını alarak devam eder.

E)     Eğer avucundaki son boncuk, içinde boncuk olmayan göze denk gelir ise oyun oynama sırası karşı taraftadır.

F)     Her zaman oyuna başlayan başta ve arada olmak üzere daima soldaki boncuk olan gözdeki ileri alarak devam eder.

G)    Oyunculardan birisi boncukları dağıttığında son boncuk, gözündeki sayıyı iki veya dört ederse (boncuk miktarı ) o göz ve karşısındaki gözdeki boncukları kazanç hanesine kor. Keza son boncuk, gözdeki boncuğu ikiye tamamladığında eğer o gözün solundaki iki veya dört ise aynı şekilde o göz ve karşısındaki gözdeki boncukları da kazancına ekler.

H)    Oyunculardan birisi G şartına uyarak boncuk alırsa oyun sırası karsıya geçer.

İ)       Boncuklar bittiğinde sayılır, çok olan kazanmış olur.

J)       Oyunun hilesi:oyunu iyi takip edip sayıları (gözlerdeki boncuk miktarları) aklında tutabilen oyuncu eğer yenileceğini tahmin (veya hesap) ederse rakibin görmez tarafından gözlerdeki boncuklardan birisini hissedilmeyerek şekilde ama yakalanır ise yenik sayılır.

      Bu MANGALA oyununu küçüklüğümde çok seyrettim. Oyuncular iddialı idiler. Ancak iddialarında ve karşılığında neler var idi bilmiyorum.

      Bu oyunu hatırlamam ve öğrenmemde vesile olan, bana bu işi bir vazife yapıyormuşum hissi veren Gaziantep Üniversitesi Genel Sekreteri Gonca TOKUZ hanımefendiye, oyunculardan Harat (Ağaç tornacısı) Ahmet KUŞOĞLU ’na, Şandır Ali lakaplı Ali KARABAY’ a (bilhassa son olarak oyunu oynadığım ve kaidelerim tespit edip öğrendiğim kişi) sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

..............

 

Abdülkadir Evişen

Y.Mimar-Mühendis

 

 

 

 

                        20. YÜZYILDA GAZİANTEP’TE EĞLENCE HAYATI

                                                           Gonca TOKUZ

                              Gaziantep Üniversitesi Yayını Vakfı Yayın No: 14

 

 

 

            Mangala

 

Mangala oyununa yörede “Mangala”, “Mancala”, “Menkala” da denilir. Arapça “menkul” “menkule” sözcüğünden dilimize geçen bu sözcük; nakledilmiş, bir yerden bir yere  taşınmış, taşınan anlamına gelir.

 

Dünyanın en eski oyunlardan biri olduğu sanılan, kuralları çok basit olan bu oyunun MÖ 1400 yıllarda Mısır’da oynandığı, Mısır’da Memphis, Thebes ve Luxor tapınaklarında oyunun oynandığı taş blokların bulunduğu, aynı taş bloklara Sümer Uygarlığında da rastlandığı ifade edilmektedir. Gaziantep Kalesinde yapılan kazılarda biri büyük 7’li, ikisi küçük 6’lı üç adet mangala oyunun oynandığı taş bloklar bulunmuştur. Taş bloklar halen Gaziantep Kalesindedir.

 

 

Fotoğraf No: 67                                                                         Fotoğraf No: 68

 

                   Gaziantep Kalesindeki 6’lı mangala Oyunu Blokları

 

 

 

 

                                                             Fotoğraf No: 69

 

                                 Gaziantep Kalesindeki 7’li mangala Oyunu Blokları

 

 

 

            Fotoğraf No: 70

 

 Oyun iki oyuncu tarafından oynanmaktadır. Oyun taşının veya tahtasının üzerinde her iki oyuncuya ait oyunun oynandığı 6’şar veya 7’şer küçük oyuk, bazen de skorların belirlendiği birer büyük oyuk bulunur. ( Bu Gaziantep’te tespit edilememiştir.) Oyun taşı olarak tohum, taş,  bilye veya başka şeyler de kullanılabilmektedir. Taşlarının karışmaması

 

                                              

                                               Fotoğraf No: 71

 

                                        Kahvede Mangala Oyunu    

 

                                                           Fotoğraf No: 72

 

 

 

 

 

için oyuncuların taşları farklı olabilir ama şart değildir. Gaziantep’te Mangala oyunu peçiç oyununda olduğu gibi “it boncukları” denilen taşlarla “mangala tahtası”üzerinde oynanmaktadır. Bugün yaşı 70-80 denilen 70-80 cm ’in üzerindeki kişiler, oyunun Gaziantep ‘te Mangala tahtası denilen 50-60 cm eninde, 25-30 cm boyunda tahta üzerinde, it boncuğu kullanılarak oynandığını doğrulamışlardır. Orijinal mangala tahtası bulunamamış ancak kaynak kişilerin verdiği bilgiler doğrultusunda 7’li mangala tahtası yaptırılarak oyun oynanması sağlanmıştır.(1)

 

Gaziantep’te tespit ettiğimiz mangala oyununda oyun tahtasında 14 oyuk bulunmakta olup, toplam 98 taş ile oynanmaktadır. Kaynak kişiler, oyunun başlangıcında her oyuğa 7 taş konulduğunu fakat bunun kesin kural olmadığı daha çok sayıda taş veya boncuk yerleştirilebildiğini ifade etmişlerdir. Oyunu başlamadan önce oyunculardan birisi avucuna bir miktar taş alır ve “tek mi çift mi?”diye sorarak oyunu başlatacak kişiyi belirler. Oyun başlar ilk oyuncu kendisine göre en soldaki oyuktaki tüm taşları alır ve sol en baştaki taşları aldığı oyuğun yanındaki oyuktan başlamak üzere, tüm oyuklara birer taş bırakılır. Taşlar saatin hareketinin ters yönünde hareket ettirilir. Oyuncu elindeki son tüm taşı bıraktıktan sonra bu kez, son taşı koyduğu oyuğun bitişiğindeki oyuktaki tüm taşları alarak aynı işleme devam eder. Taşların dağıtımı esnasında son taş boş oyuğa gelirse, “yattı” denir ve sıra karşı oyuncuya geçer. Bu kez diğer oyuncu yine kendi tarafında en soldaki oyuktan başlamak üzere taşları birer birer oyuklara dağıtır, yani hareket ettirir. En soldaki oyukta taş yoksa bitişiğindeki oyuktan, onda da taş yoksa bitişiğinden taş alarak oyunu devam ettirir. Oyun oynanırken yani taşlar dağıtılırken, oyuklarda iki veya dört taş kalırsa oynayan oyuncu hem çift taşların bulunduğu oyuktaki tüm taşları, hem de oyuğun karşısındaki oyuktaki yenmiş yöre deyimiyle ”kıvrıtmış” olur.

 

Oyunda yengi bedeli oyundan önce kararlaştırılır. Bedel yemek, tatlı, para v.s olabildiği gibi oyun kumar amacıyla oynandığında kesinlikle para olmaktadır. Oyunun bir zamanlar 50’li yıllarda yoğun olarak kumar amacıyla oynandığı, kumar oynayanların para bulamadıklarında evlerinden eşya getirerek oyunu devam ettirdikleri ifade edilmiştir.

 

Mangala Oyununun daha çok Tabakhane Mahallesinde ve özellikle Acer Kahvede oynandığı tespit edilmiştir. (2)

                                                  

                                                            Fotoğraf No: 73

           

 

Özellikle 1956,57,58 yıllarında yani 50’li yıllarda Tabakhane semtinde mangala oyunu oynayanlar arasında en iyi oyuncuların başta Topal Haydar olmak üzere, deli Tahir (Tahir Delikoyun ), Sütçü Gani (Gani Akarçay ), Narey Mamet (Mehmet Narey), Gındırış Mamet (Mehmet Akbulut), Hanay Ayvaz (Ayvaz Uslu) olduğu tespit edilmiştir. Şu anda bu oyunu bilen ve oynayanlar Hanat Ahmet lakaplı Ahmet Kuşoğlu, Tirey Hasan Gezer ve Ammi Memik lakaplı Memik çakıcı’dır.

 

                                                  

                                                           Fotoğraf No: 74

 

              Bu oyun ile ilgili olarak terzi esnası arasında söylenen bir söz vardır. ”Mangala tahtası değil, bayram haftası”.(3)

 

DİPNOTLAR:

 

1. Mangala oyununun tespitinde aylarca kaynak kişilerin bulunması için çabalayan ve sonunda kaynak kişileri bularak Pan Kahve’de oyunun oynanmasına ve kayda almamıza imkân sağlayan ve mangala tahtasını kendi elleriyle yapan mimar-mühendis Sayın Abdülkadir Evişen’e çok teşekkür ederim.

2. Acer Kahve eskiden Tabakhane’de merkezi bir yerindedir. Sonra kahvehanenin yeri Namık Kemal İlkokulu olmuştur. Şimdi aynı yerde plastik fabrikası bulunmaktadır.

3. Bilindiği gibi bayram haftası terziler için yılın en önemli zamanlarıdır. Hazır elbiselerin yaygınlık kazanmadığı bu zaman diliminde, 1950’li yıllarda bayramlık elbiselerin bayramdan önce teslimi çok önemlidir. Bu sözle, konunun mangala tahtası gibi basit bir konu olmadığı, çok önemli bir konu olduğu özellikle vurgulanmaktadır.

 

Makaleyi sanal ortama taşıyanın notu: Tarayıcım çalışmadığı için resimleri tarayamadım. Gaziantep’ten bu taşların yeniden çekilmelerini isteyeceğim, bakalım! (Arslan Küçükyıldız)

 

                          

 

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

4000 YILLIK BİR TÜRK OYUNUNU YENİDEN CANLANDIRMAK İSTEYENLERİN YERİ

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım