DAMALI TAŞ

2008-06-11 13:34:00

 

NİĞDE FOLKLORUNDA ÇOCUK OYUNLARI I
Dr. Nedim BAKIRCI*
Oyun kelimesi Türkçede geniş anlamı olan bir kelimedir. Tabii oyun kelimesinin hangi anlamlara geldiğini geniş olarak vermek istemiyoruz ancak okuyucuya bir fikir vermesi açısından birkaç anlamını vererek yazımıza devam etmek istiyoruz.
Oyun, Türkçe sözlükte; vakit geçirmeye yarayan, belli kuralları olan eğlence, kumar, şaşkınlık uyandırıcı hüner, tiyatro ve sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi, vb. anlamında kullanılmıştır (Türkçe Sözlük 1998: 1711). Ayrıca hile, düzen, dans anlamı da vardır (Boratav 1994: 232).
Çocuk oyunları, çocukların ve daha az ölçüde büyüklerin günlük geçim didinmelerinden ayırabildikleri boş zamanlarında herhangi bir üretim çabasını ya da başka çeşitten bir hizmeti zorunlu kılmadan, sadece eğlenme yolu ile dinlenmelerini sağlayan eylemlerdir (Boratav 1994: 232). Çocuk oyunlarını Boratav, oyun tasnifinde ilk sırada yer verir. Boratav’ın tasnifinin tamamını vermeyip çocuk oyunları ile ilgili kısmı aşağıya alıyoruz:
I. Sadece çocuklara özgü oyunlar (A-C)
A. Büyüklerin küçükler için çıkardığı oyunlar.
B. Çocukların söz oyunları.
C. Takım hâlinde, danslı, türkülü ve basit taklit oyunları (Boratav 1994: 236)
İlk sırada yer alan madde büyüklerin çocukları eğlendirmek için ortaya koydukları oyunlardır. Burada büyükler, çocuklar için oynar. Büyük oyuncu, küçük seyircidir. Bu aynı zamanda “taklit oyunları”dır (Baran 1977: 129). Yani baba, anne, ağabey veya abla tarafından sergilenen oyunları daha sonra çocuk taklit ederek kendisi oynamaya başlar. Bu da çocuğun beden ve ruh gelişimde oldukça yararlıdır.
İnsan hayatının ilk dönemini oluşturan çocukluk devrinde, çocuk ruh sağlığı “sevilmek ve oynamak” diye tanımlanabilir. Çocuklar çevrelerini oyun yoluyla tanıdıkları gibi gördüklerini de oyunlarına aktarırlar (Üçer 1985/2: 119). Çocuk oyunlarının çocuğun beden gelişimini sağladığı, zekâyı geliştirdiği söylenebilir. Çocuk yalnız başına kalsa bile bulup buluşturur ve çeşitli oyunlar ortaya çıkarır. Tek başına değil de arkadaşlarıyla beraber ise işte o zaman asıl oyun çeşitleri ortaya çıkar. İşte bu oyunlar arkadaşlar arasında vazgeçilmez eğlenceleri oluşturur. Aynı yaştaki çocukların oyunlarında, eşlerin seçimi, arkadaşlıkların kurulması, küsüp barışılması, cığızlık (mızıkçılık) yapanların oyundan çıkarılması ve oynatılmaması, paylaşmanın öğrenilmesi gibi alışkanlıkların yer alması onların toplumsal ilişkilere ilk adımlarını atmalarını da sağlar.
Günümüzde kapalı evlerde arkadaştan yoksun çocukların çevreleriyle iç içe olamadıkları, yalnız kaldıkları ve geleneksel çocuk oyunlarından uzak kaldıklarını görmekteyiz. Bu yeni yaklaşımın çocuğun hem bedenen hem de ruhen gelişiminde bir takım sorunlara yol açtığını gözlemlemekteyiz. Ayrıca çocuğun oyun yaşının altı ile on altı olduğunu bilimsel araştırmalarla tespit edilmiştir. Ancak biz çocuklarımızı oyun oynaması gereken çağlarda, tamamen gelecek kaygısıyla, âdeta okul ile dershane arasına sıkıştırıp hapsetmişiz. Böylece oyun çağındaki çocuklarımızı geleneksel çocuk oyunlarından mahrum etmişiz. Çocuğu bu zevkten mahrum etmeye hakkımız var mı?
Her yörenin kendine has çocuk oyunları olduğu gibi bütün bölgelerde ortak ancak isimleri farklı olan çocuk oyunları da vardır. Meselâ; Niğde’de Körebe oyunu Yozgat Darıca köyünde “Ebe-Vırrık”, Isparta’da “Ebelebel”, Celep-Çatalca’da “Singitti”dir (Eren 1984/2: 17). Bir başka oyun ise Elâzığ’da “Halviç”, Kayseri’de “Tominik”, Niğde’de ise “Domino”dur. Niğde’de “Köy göçtü” oyunu Antalya’da “Tingildetmeç”, Bodrum-Kazıklı köyünde “Ev göçtü”dür (Eren 1984/2: 17).
Niğde’den derlene çocuk oyunları içerisinde hemen hemen her bölgede bilinen oyunların yanında sadece bölgede bilinen oyunlar da vardır. Bu oyunlar oynanırken ebe seçmede çeşitli sayışmaca tekerlemeleri söylenir. Bu söylenen tekerlemeler sonucunda ebe seçilir. Bu sayışmaca tekerlemelere birkaç misal vermek istiyoruz:
1. Portakalı soydum başucuma koydum, anne ben bir yalan uydurdum, duma duma dum, kırmızı mum, dedemin sakalına kondurdum.
2. Ma ma matik, kıllı patik, Ayşecik cik cik cik, Fatmacık cık cık cık, sen bu oyundan çık.
3. İğne battı, canımı yaktı, tombul kuş arabaya koş, arabanın tekeri, İstanbul’un şekeri, hap hup altın top, bundan başka oyun yok.
4. Ooo eveleme geveleme, karakuşu kovalama, karakuş miskin, gagası keskin, ne zaman geddin, yazın geldim, yazılsın çizilsin, bir tahtaya dizilsin, al çık bal çık, sana dedim sen çık.
5. Çık çıkalım çardağa, yön verelim ördeğe, ördek yemini yemeden, viyak viyak demeden, küstürdüm bastırdım, seni oyundan çıkardım.
6. Çan çan çikolata, hani bana limonata, limonata bitti, hanım kızı gitti, neyere gitti, İstanbul’a gitti, İstanbul’da ne yapacak, terlik papuç alacak, terlik papucu ne yapacak, Düğünde çıngır mıngır giyecek…
7. Zıpır zıpır zıplama, kelebeği taşlama, kelebeğin kanadı, bal keleşin ilacı, keleş meleş nasılsın, kulübede pek hoşsun, kulübenin bacası, çeliktendir kapısı…
1. KÖY GÖÇDÜ
15-20 oyuncuyla açık alanda oynanır. Oyuncular iki gruba ayrılır. Grup seçimi tamamlandıktan sonra hangi grubun omuza bineceği belirlenir. Altta kalacak grup ikişer metre aralıklı daire şeklinde durur. Diğer grup bu oyuncuların omuzlarına biner. Binen grubun ebesi elindeki topu sağındaki arkadaşına atar, o tutup, sağındaki oyuncuya atar ve top sürekli sağ yandaki oyuncuya atılarak elden ele geçer. Oyunculardan biri topu tutamayıp düşerse gruplar yer değiştirirler. Yani alttaki grup üste, üstekiler alta geçerler ve oyun bu şekilde sürer (NG).
2. ALAY TURASI
Daha çok 15-18 yaş grubu arasındaki erkek çocuklar tarafından açık alanda oynanır. Meydanın orta yerine bir kazık çakılır. Sekiz on metre uzaklığındaki ipin bir ucu bu kazığa bağlanır. Oyuncular kendi aralarından bir bekçi seçerler. Bekçi kazığa bağlanan ipin ucundan tutar. Diğer oyuncular mendillerinin bir ucunu bağlayıp topuz yaparak bekçiye vurmaya çalışırlar. Bekçide ipin ucunu bırakmadan mendille kendisine vurmaya gelen oyunculara ayağı ile vurmaya çalışır. Kime vurursa o oyuncu ebe olur ve oyun aynı şekilde devam eder (NG).
3. AŞIK (BACAKALTI)
10-15 yaş grubu arasında oynandığı gibi yetişkinler arasında da oynanan bir oyundur. Yere, çapı 1,5 metre uzunluğunda bir daire çizilir. Her oyuncu dairenin tam ortasına çizilen düz çizginin üzerine önceden belirlenen sayıda aşık dizer. Dairenin bir iki metre uzağına da kale olarak düz bir çizgi çizilir. Oyuncular öncelik sırasını belirleyebilmek için dizdikleri aşıkların yanından kaleye ellerindeki sakayı atarlar. Çizgiye en yakın atan birinci, diğerleri de atış durumlarına göre ikinci üçüncü sırayı alırlar. İlk sırayı alan oyuncu elindeki saka ile dizili aşıkları vurarak dairenin dışına çıkarmaya çalışır. Vuramazsa sırayla diğer oyuncular atışlarını yaparlar. Ortadaki aşıklardan birisi çizginin dışına çıkartılır veya yıkılırsa ondan sonraki atışlar dairenin çizgisinden yapılır. Bir vurmada dairenin içindeki aşıklardan birisini daire dışına çıkartan oyuncu sakasının bulunduğu yerden tekrar atış yapma hakkını kazanır. Bu hakkı, daire dışına aşık çıkarmadığı zaman ölür, sıra diğer oyuncuya geçer. Dairenin içindeki aşıklar bitince oyun yeniden başlar. En çok aşık alan oyuncu oyunu kazanmış olur (NG).
4. AÇ KAPIYI BEZİRGÂN BAŞI
Kalabalık oyuncu grubuyla açık alanlarda oynanan bir oyundur. İki çocuk ebe olur. Her iki ebe aralarında anlaşarak kendilerine birer birer isim alırlar. Bu isimler meyve, çiçek, hayvan isimleri olabilir.
Örnek olarak bir oyuncunun “elma” diğerinin “armut” ismini aldığını kabul edelim.
İki ebe karşılıklı oturup birbirlerinin ellerinden tutup kollarını havaya kaldırırlar. Diğer oyuncular, arka arkaya sıra olurlar ve "Aç kapıyı bezirgân başı, bezirgân başı" cümlesini ezgili bir şekilde söylerler. Ebelerde "Kapı hakkı ne verirsin, ne verirsin?” diyerek cevap verirler. Oyuncular; “Arkamdaki yadigâr olsun, yadigâr olsun” diyerek iki ebenin kollarının altından geçmeye başlarlar. Ebeler en son oyuncu geçerken kollarını indirirler. Oyuncuyu ortalarına alırlar ve “Elmayı mı istersin Armudu mu istersin” diye sorarlar. Oyuncu “Elmayı istiyorum” derse Elma ismini alan oyuncunun tarafına geçer. Ebeler tekrar yeni isimler seçer ve oyuncular aynı ezgileri söyledikten sonra geçerken sondaki oyuncu yine durdurulur. Oyun bütün oyuncular seçimini yapana kadar sürer. Eşleşme tamamlandıktan sonra yere bir metre arayla iki paralel çizgi çekilir. Ebeler önde, oyuncular arkada birbirlerinin belinden tutar. Ebeler ayaklarını bu çizgilerin üzerine koyup karşılıklı çekişmeye başlarlar. Hangi grup diğerini çekip çizgiyi geçirirse o grup oyunu kazanmış olur (NG).
5. AGAÇ KAPMACA KÖŞE KAPMACA
Çocukların ağaçlık alanda oynadıkları bir oyundur. Birbirlerine iki üç metre aralıklı dört beş ağaç seçilir. Her oyuncu bir ağacın başına geçer, ebe olarak seçilen oyuncu ortada durur. Ağaçların başındaki oyuncular sık sık karşılıklı yer değiştirirler. Onlar yer değiştirirken ebe oyunculardan birinin ağacını kapmaya çalışır. Eğer kaparsa ortada kalan oyuncu ebe olur. Bu oyun bu şekilde devam eder gider (NG).
6. HARAR
Geceleri ay ışığında, açık alanlarda kalabalık oyuncu grubuyla oynanır. Oyuncular iki gruba ayrılırlar. Grubun biri "Elma" diğeri "Armut" adını alır. Bir kemik alıp herhangi bir oyuncu tarafından uzağa fırlatılır. Her iki grup bu kemiği aramaya başlar. Kemiği bulan grup "Buldum" diye bağırır. Elmalardan biri bulduysa "İşte buldum Elmalar tutun" diye bağırır. Armutlar kaçmaya Elmalar kovalamaya başlar. Oyunculardan birini yakalayınca yakaladıkları yerden o grubun sırtına binerek kemiğin atıldığı yere kadar gelirler. Oyun kemiğin yeniden atılmasıyla başlar ve aynı şekilde sürer (NG).
7. TURA
8-10 oyuncu ile kapalı alanlarda oynanan "Tura" oyununda önce ebe seçilir. Ebe dışındaki oyuncular daire şeklinde (Aralarında boşluk bırakmadan) omuzları birbirine değecek şekilde otururlar. Ayaklarını öne doğru uzatıp diz kapaklarını hafif kaldırırlar. Ebe ortada durur. Bir mendilin ucu düğümlenip ve oyunculardan biri elindeki "Tura" adı verilen mendili bacaklarının altından, ebeye göstermeden, yanındaki oyuncuya verir, o da yanındakine. Mendil hızla bacak altlarından elden ele geçerken ebe mendilin kimde olduğunu tahmin edip yakalamaya çalışır. Oyuncular mendili elden ele verirken ebenin adını söylerler. Oyuncular ara sıra ebe görmeden mendille ona vururlar. Ebe mendili hangi oyuncunun elinde yakalarsa o oyuncu ebe olur. Ebe ile oyuncu yer değiştirirler ve oyun aynı şekilde devam eder. Ebenin mendili yakalayabilmesi için pratik ve iyi takipçi olması gerekir (NG).
8. ÖNDEN TURA
Oyun, 8-10 kişi kızlı erkekli oynanır. Bir kişi ebe seçilir. O duvara ya da ağaca başını yaslayarak durur. Diğer oyuncular üç metre arkada yan yana sıralanırlar. Ebe “Önden Tura” dedikten sonra arkasına döner. Kimin adım attığını görürse o oyuncu oyundan çıkar. Bütün oyuncular oyundan çıkıncaya kadar oyun bu şekilde devam eder (NG).
9. BEŞTAŞ
Kışın oda içerisinde, yazın bahçede oynanan beş taş oyunu iki kişi ile oynanır. Oyuncular bilye büyüklüğünde beş tane taş bulurlar. Sonra oyuna kimin başlayacağı belirlenir. Oyuna önce başlama hakkını kazanan oyuncu taşları eline alır ve yavaşça yükseğe atar. Yere düşen taşlardan birisini alır ve yükseğe atar, yerdeki taşlardan birini alarak yükseğe attığı taşı yere düşürmeden tutar. Aynı şekilde birer birer diğer taşları da alır. İkinci kez taşları toplu olarak alır ve tekrar yükseğe atar. Bu kez aynı şekilde taşları ikişer ikişer toplar. Üçüncüde üç, dördüncüde dört taşı birden alır. Beşincide taşlardan biri işaret parmağıyla başparmağın arasından diğer taşlar avuç içine alınır. Başparmak ve işaret parmağı arasına alınan taş yükseğe atılır. Avuç içindeki taşlar yere konur ve yükseğe atılan taş yere düşmeden tutulur. Bu taş tekrar yükseğe atılarak yerdeki taşlar alınır ve tekrar tutulur. Sonra sol elin işaret parmağı ile başparmağı açılarak yere köprü kurulur. Taşlar sağ elle köprü kurulan elin üzerinden atılır. Taşlardan biri alınır, yükseğe atılıp tutularak yere düşürmeden diğer taşlar birer birer köprünün altından geçirilir. Bütün taşlar geçirilince sol elin orta parmağı ile işaret parmağının arası açılarak yere konur ve çatal yapılır. Köprüde olduğu gibi taşlar teker teker köprünün altından geçirilir. Sonra orta parmak ve diğer parmakla çatal yapılır ve taşlar aynı şekilde geçirilir. En sonunda beş taş birden yükseğe atılarak elin üstü ile tutulur. Yere düşen taşlar tutulan taşlardan biri yükseğe atılarak bir seferde toplayınca oyun biter. Oyunun temel kuralı taşı yükseğe atınca yere düşürmeden yakalamak, yerdeki taşları alırken diğer taşlara dokunmamaktır. Taşa dokunur veya yükseğe atılan taş tutulamazsa oyuncu yanar. Bu kez oyuna diğer oyuncu başlar. Oyunun neresinde kalınırsa oynama hakkını kazanınca oradan başlar (NG).
10. DAMALI TAŞ
Oyun iki kişi ile oynanır. Karşılıklı altı tane küçük çukur açılır. Ebe olan oyuncu kendi önündeki çukurun ilkinden dört taşı alarak sırayla diğer çukurlara dağıtır. Hangi çukurda taş bittiyse onu alıp tekrar dağıtır. Bu işlem boş çukura denk gelecek şekilde devam eder. Boş çukura tek taşı koyunca karşısındaki çukurda biriken taşlar onun olur. Sonra oyun diğer oyuncuya geçer. Önceki işlem aynen devam eder. Taşlar bitinceye kadar oyun sürer. En çok taşı toplayan oyuncu oyunu kazanmış olur. Kazanan oyuncu kaybeden oyuncunun elini kendi elleri arasına alarak vurmaya başlar (NG).
11. TAŞ TOPLAMA
İki kişi arasında oynanır. Küçük bir daire çizilir. Mercimek büyüklüğünde bir avuç taş dairenin içine ebe tarafından hızlıca bırakılır. Dairenin dışına çıkan çakıllar ebenin olur. Ebe dairenin içindeki taşları tek tek birbirine değmeden daire içinden çıkarmaya çalışır. Değmeden çıkarırsa çakıl ebenin olur. Eğer eli diğer taşlara değerse oyun diğer oyuncuya geçer. Oyun sonunda kazanan oyuncu diğer oyuncuya çeşitli cezalar verir (NG).
12. LÖK
Erkek ve kızların birlikte oynadığı bir oyundur. Bir ebe seçilir. Bir teneke veya bir konserve kutusu kullanılır. Ebe dışında her oyuncunun elinde bir yassı taş vardır. Bir daire çizilerek teneke bu dairenin içerisine konur Tenekeden beş adım ötede de bir düz çizgi çizilir. Oyuncular bu çizgiye dizilir, ebe tenekenin başına geçer. Oyuncular sırayla bu tenekeyi vurup dairenin dışına çıkarmaya çalışırlar. Oyuncular ister tenekeyi vursun ister vurmasın taşını almaya giden oyuncuyu ebe yakalamaya çalışır. Ebe hangi oyuncuyu yakalarsa o ebe olur. Oyun böylece devam eder (NG).

KAYNAKLAR:
1. Türkçe Sözlük, Cilt 2, Ankara 1998.
2. Pertev Naili Boratav, 100 Soruda Türk Folkloru, İstanbul 1994.
3. A. Naci Eren, “Çocuk Oyunları”, Halk Kültürü, İstanbul 1984/2, 17-27.
4. MüjganÜçer, “Eskişehir Folklorunda Çocuk Oyunları”, Halk Kültürü, İstanbul 1985/2: 119-125.
5. Musa Baran, “Çocukların İlk Oyunları”, I. Uluslararası Türk Folklor Kongresi Bildirileri, III. Cilt, Halk Müziği-Oyun-Eğlence, Ankara 1977, 129-141.
5. 1 ile 12 numaraları arasındaki oyunlar kaynak şahıs Nursel Gedik (NG)’ten derlenmiştir. Gedik, 01.01.1953 Niğde doğumlu olup sınıf öğretmenliğinden emekli olmuştur.


* Niğde Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, nedimbakirci@hotmail.com , nbakirci@nigde.edu.tr.

38
0
0
Yorum Yaz