Kazakistan'da Dokuz Kumalak yarışması yapıldı (6-10 Haziran

2009-06-26 09:39:00

Sayın Ziyaretçilerimiz,
Doç. Dr. İsmail Çalışkan Beyden çok güzel haberler aldım, sizlerle paylaşmak istiyorum.
Saygılarımla.
Arslan Küçükyıldız

Merhaba,
Sizlerle daha önceki yazışmalarımızda Kazakistan'da Dokuz Kumalak yarışmasına Türkiye adına katılacağımı bildirmiş ve sizlerden bilgi almıştım. Kazakistan Dokuz Kumalak Federasyonu'nun organizasyonu ile 6-10 Haziran 2009 tarihleri arasında Kızılorda şehrinde 13. Uluslararası Dokuz Kumalak Yarışması yapıldı. Açılışta yaptığım konuşmanın metnini ekte (aşağıda) gönderiyorum (Bazı ilave yazılar, bilgiler ve resimler de var). Türkiye'deki gelişmeler oldukça heyecanla karşılandı, Serdar Asaf ve Emine Selin Ceyhan'ın gönderdiği minyatürlerin çıktısını aldım ve konuşmamda gösterdim. Sanırım en büyük ilgiyi onlar çekti. Sizlerin selamlarınızı ilettim, bir çok kimsenin sizlere selamı var. Bu arada Türkiye adına birlikte katıldığım arkadaş Adem Asalıoğlu ve ben de orada oyuncu olark Dokuz Kumalak oynadık. Yarışmada elli takım yani yüz kişi oynadı. Kazakistan, Türkiye dahil sekiz ülkeden katılım oldu. Birinciliği halen federasyon başkanı ve dünya şampiyonu Maksat Şotayev kazandı, ona bir araba hediye edildi.
Tekrar bana göstermiş olduğunuz ilgi ve verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
selamlar

Doç. Dr. İsmail Çalışkan
-Cumhuriyet Üniv. İlahiyat Fakültesi, Tefsir Anabilim Dalı, Sivas
-Ahmet Yesevi Ün. Hukuk Fakültesi, Felsefe ve Dintanu (İlahiyat) Bölümü, Türkistan/KAZAKİSTAN
cep: 0077022525560

TÜRKİYE’DE DOKUZ KUMALAK

Doç. Dr. İsmail Çalışkan

Ahmet Yesevi Ü. Hukuk Fakültesi, Felsefe ve Dintanu Böl., Türkistan

icalis@cumhuriyet.edu.tr

 

Halkların gücü, tarihin derinliklerinden getirdikleri kültür ögelerinden kaynaklanır. Geçmişimizin en değerli miraslarından birisi olan Dokuz Kumalak Oyunu bunlardan birisidir. O, Orta Asya’da ortaya çıkmış olmakla beraber artık bütün dünyanın severek oynadığı bir oyun haline gelmektedir. Sözü fazla uzatmadan Türkiye’deki Dokuz Kumalak ile ilgili faaliyetleri kısaca özetlemek istiyorum.

Bu oyun Türkiye’de çok fazla bilinmemekle birlikte son otuz yıl içinde hakkında epey bir araştırma yapılmıştır. Bu konudaki ilk bilgiler, Türk kültüründe oyunları araştıran Prof. Dr. Metin And (1927-1 Ekim 2008)’ın araştırmalarında vardır. O bu ve benzeri oyunların kökenini ve dünyanın değişik yerlerinde rastlanan benzer oyunları geniş bir şekilde incelemiştir.[1]

Fakat Abdulvahap Kara ve Arslan Küçükyıldız’ın yeni araştırmaları konuyu daha derin ve geniş bir biçimde ele almaktadır. Buna göre Dokuz Kumalak Oyunu bir Türk oyunu olup yaklaşık dört bin yıl önce ilk defa çobanlar tarafından oynanmıştır.[2] Türkler gittikleri her yere bu oyunu götürmüş ve zamanla dünyanın birçok yerinde değişik şekillerde oynanmaya devam etmiştir. Türkiye’de yirmiye yakın isimle (dokuz taş, mangala, kale, kale alma, kale göçürme, çukur, mele, mele kayası, kuyu vb.) biliniyor ve 1970’li yıllara kadar oynanıyordu. Fakat modern hayatın gelişmesi ve şehirleşme onun unutulmasına neden olmuştur. Bu konudaki bazı verileri aktaralım. Bu oyun halen Gaziantep’te Mangala adıyla, Sivas’ta da Güç Oyunu adıyla[3] oynanmaya devam ediyor. Şahısların anlattığından edindiğimiz bilgilere göre Ankara civarında Dokuz Kumalak’ın benzeri oyun vardır. O sekizer taşla iki oyuncu ile oynanıyor. Tamamını öğrenemesek de bildiğimiz kadarıyla iki oyuncu (muhtemelen altı tane) kuyulara koydukları taşları istedikleri yöne dağıtıyor, en son taşın geldiği kuyunun karşısındaki kuyudaki taşları alıyor.[4] Bu oyunun 1908 yılında bölgeye gelen Kırım Tatarları için kurulmuş olan Sakarya (önceki adı Tırnaksız) köyünde oynanan On Sekiz Taş Oyunu ile aynı olma ihtimali yüksektir. Yöreye de Tatarlar aracılığıyla yayılmış olabilir. Bir başka oyun da Sekiz Kuyulu Taş denilen oyundur. 2 kişi ve 16 şar 16 şar paylaştırılmak üzere toplam 32 taşla oynanan oyunda oyuncular önlerine karşılıklı 4 er çukur kazar ve her çukurun içinde 4 taş yerleştirir. Kura ile seçilen oyuncu başlamaya hak kazanır. Başlayan oyuncu kendine ait çukurlardan 4 taş alır istediği çukurdan başlayarak sırayla her çukura birer taş koyar. Diğer oyuncu da aynı eylemi tekrarlar. Bu taş yerleştirme esnasında kendi çukurunda 1 taş bırakmayı başaran oyuncu karşısındaki diğer oyuncunun çukurundaki bütün taşları almaya hak kazanır. Rakibin taşlarını toplamayı başaran oyuncu kazanır.

Yine yakın zamana kadar Tokat’ın Turhal ilçesinde[5] Dokuz Kuyu adıyla bir oyun oynanıyordu. Aynen Dokuz Kumalak’ta olduğu gibi, karşılıklı altı kuyu açılır, her birinin içine dokuz adet taş koyulurdu. Oyunun devamı Dokuz Kumalak’ta olduğu gibiydi. Ama şimdilerde orada da pek oynanmaz olmuş.

Türkiye’de araştırmalar genişletilirse daha birçok yerde farklı biçimleriyle de olsa rastlanacaktır. Hemen hatırlatalım ülkemizde şahsen benim de oynadığım dokuz taş diye bir oyun vardır. O, iki oyuncunun sadece dokuzar taşla (toplam onsekiz taş) oynadığı bir oyundur. Burada bizim oyunlarımızın neden dokuz sayısı ile şekillendiğini merak ettiğimi belirtmek isterim. Çünkü bu iki oyunun dışında daha birçok oyunda dokuz sayısı vardır.

Bu arada iki yıldır üç genç araştırmacı, 2010 yılında İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti olması dolayısıyla bir Dokuz Kumalak tanıtım çalışması başlattılar. Onlar, Osmanlılar hakkında bir çalışma yapıyorlardı. Çalışmaları sırasında İstanbul kahvehanelerini tasvir eden iki belgede mangala ya da Dokuz Kumalak oyunu tasvirini tespit etmişlerdir. Aşağıda sunduğumuz iki belge şöyledir: Topkapı sarayı kütüphanesinde 367-1 numarası ile kayıtlı 1582 tarihli Surname-i Humayun da kahvehane alayının geçiş töreninde mangala oynayanlar görülmektedir. Ayrıca 16. Yüzyıla ait kahvehaneyi tasvir eden tek resimli belge niteliğindeki aslı Chester Beatty (İrlanda/Dublin) kütüphanesinde olan kahvehane minyatüründe de mangala oynayanlar açıkça görülmektedir. Onlara göre Kazakistan’da Dokuz Kumalak adıyla oynanan bu oyun, Anadolu’da Osmanlı’dan beri Mangala adıyla oynanmaktadır. Bir kısmını Kazakistan Dokuz Kumalak Federasyonu’na da gönderdikleri bu belgelere göre, mangala İstanbul'da 48 taş ve iki sıra halinde 6'şardan toplam 12 çukur ile bu taşların konulacağı 2 hazneden oluşan oyun tahtasında oynanmaktadır. Ayrıca onlar, bu oyun için tarih boyu geliştirilmiş olan kuralları bir araya  toplayarak bir oyun tahtası da tasarlamışlardır. Nitekim tasarlanan bu tahtadan Kazakistan Dokuz Kumalak Federasyonu’na da göndermişlerdir.

Şimdi bu üç arkadaş mangalayı Türkiye’de yaygınlaştırmak için çalışıyorlar. Bu amaçla araştırma gurubu ve bir organizasyon kurmuşlardır. Onlar araştırmalarını en kısa zamanda sonuçlandırmayı planlıyorlar. Çalışma bitince sonuçlarını kamuoyu ile paylaşacaklar. Yine çalışma bittikten sonra başlangıçta İstanbul’daki kahvehanelere toplam 1000 adet mangala oyun tahtasını ücretsiz olarak dağıtacaklar ve mangala hakkında kahvehane müşterilerini uzman ekip eşliğinde bilgilendirip oyunun yaygınlaşmasına çalışacaklar.

Bu araştırma ekibinin bir diğer hedefi, mangalayı gelecek yıl dünyaya tanıtmaktır. Bilindiği gibi 2010’da İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olması nedeniyle dünya çapında birçok toplantı, sergi, fuar, yarışma vs. yapılacak. İşte bu üç araştırmacı, 2010 yılında İstanbul’da yapılacak olan fuar ve sergilerde Mangala’yı ya da Dokuz Kumalak’ı hem Türkiye’ye hem de başka ülkelere tanıtacaklardır. Zaten Kazakistan Dokuz Kumalak Federasyonu 2012 yılında İstanbul’da Dokuz Kumalak’ı tanıtmak için seminer ve yarışmalar düzenlemeyi planlamaktadır. Dileriz şekilde yarışmalar ve tanıtım en güzel yapılır.

Ankara’da TRT’de dış yayınlar müdürü olan Arslan Küçükyıldız ise, kurduğu özel internet sitesinde Türkiye’ye ve bütün dünyaya Dokuz Kumalak oyununu tanıtıyor, destek veriyor, seminer düzenliyor. Çalışmaları daha organize biçimde yürütebilmek için bu oyunla ilgilenenlerle bir dernek kumaya da çalışıyor.

Yukarıda bahsi geçen şahısları burada tanıyanların olduğunu biliyorum. Kendileri ile bir iki gün önce görüştüm, hepsi de araştırmalarına devam ediyor. Başta Türkiye olmak üzere bütün dünyada yaygınlaşması için aktif çalışmalar yürütüyorlar. Sizlere de çok çok selamları var. Ayrıca bilgilerini bizimle paylaştıkları için huzurlarınızda onlara teşekkür etmek istiyorum. Onlar bu oyunu sadece kişisel zevkleri için öğrenmiyorlar; onu, sadece bir eğlence aracı olarak da görmüyorlar. Çünkü Dokuz Kumalak, dünyada bilinen en iyi zeka oyunlarından birisidir. O iyi bir matematik zekayı ve strateji maharetini gerektirmektedir.

Eğer faaliyetler devam ederse gelecekte Türkiye’de de bu oyunun yarışmaları yapılabilecektir. Böylece sayın Kazakistan 9 Kumalak Federasyonu Başkanı ve dünya şampiyon Maksat Şotayev’in hayali de gerçekleşmiş olacaktır. Umarız onun ve Arslan Küçükyıldız’ın Ankara ve İstanbul’da yapmayı planladıkları yarışma bir an önce yapılır.

Tekrar burada yarışacak arkadaşlarıma başarılar diler, hepinize saygılar sunarım.

 



[1] Metin And’ın şu eserlerine bakılabilir: “Çocuk Oyunlarının Kültürümüzdeki Yeri ve Önemi”, Ulusal Kültür Dergisi, Nisan 1979, s. 4, Ankara; Oyun ve Büyü, İstanbul 1974 (Kitabın yeni baskısı: Oyun ve Bügü –Türk Kültüründe Oyun Kavramı, Yapı Kredi Yayınları, 1. Bas., 2003.

[2] Bu konuda en geniş tanıtıcı makaleyi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Ü. Öğretim üyesi Doç. Dr. Abdulvahap Kara yazmıştır: “Dört Bin Yıllık Zeka ve Strateji Oyunu Dokuz Kumalak (Dokuz Taş)”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, Eylül 2007.

[3] Bilgi için yukarıdaki makale ve şu internet adresine bakınız: http://mangala.blogcu.com

       Yaptığımız araştırmada Sivas’ta Güç Oyunu adıyla bir oyuna henüz rastlayamadık. Ancak Sivas’ta çocuk oyunlarını araştıran ve yakında Sivas Çocuk Oyunları adlı kitabı yayınlanacak olan sayın Doğan Kaya hocamız bize Sekiz Kuyulu Taş adlı oyunun benzerliğinden bahsetti. Kitapta tanıtıldığı şekliyle oyun kısaca şöyle oynanıyor: 2 kişi ile oynanır. Her oyuncunun elinde 32 taş vardır. Her oyuncu kendi önüne 4 çukur kazar ve her çukurun içinde 4 taş yerleştirir. Oyuna başlayacak oyuncu kura ile belirlenir. Bu oyuncu kendine ait çukurlardan 4 taş alır, istediği çukurdan başlayarak sırayla her çukura 1 er taş koyar. Diğer oyuncu da aynısını tekrarlar. Bu taş yerleştirme esnasında kendi çukurunda 1 taş bırakmayı başaran oyuncu, karşısındaki diğer oyuncunun çukurundaki bütün taşları almaya hak kazanır. Rakibin taşlarını toplamayı başaran oyuncu oyunu kazanır.

[4] Mesela Cem Üstün, Polatlı, Haziran 2009.

[5] Kaynak kişi Bülent Şen (A.Yesevi Ü. Öğr.İşl.Daire Bşk, Haziran 2009.

483
0
0
Yorum Yaz